Keşfet

BÖLÜM 16

YETİM MUSTAFA

Bölüm 19

Safiye, Hacer ablasını görmeyi beklerken Salih’i gördü. Elinde market poşetleri vardı ve içleri de doluydu. Belli ki alış veriş yapmış geri dönüyordu.

Uzun zamandır onu göremediği için kalbi heyecandan pır pır atmaya başladı. Heyecandan kalbi ağzına varıyordu sanki.

   ‘Salih’ dedi cılız bir sesle. Çıkardığı bu sese kendisi bile şaşmış kalmıştı. Ona seslenmesine rağmen duymayınca tekrar seslendi. Bu sefer sesi gür çıkmıştı.

Salih aşina olduğu sesi duyunca durdu. Sağına soluna baktı, fakat kimseyi göremedi. Oysaki Safiye biraz arkasındaydı. Arkasına baksa onu görebilirdi.

Safiye bir kez daha seslendi.

  ‘Salih’

Salih, elindeki poşetleri yere bırakarak arkasını döndü ve onu gördü. Aylardır ayrı kaldığı ve hasretle yandığı biricik aşkı tam karşısındaydı.

   ‘Safiye bu sen misin?’ dedi şaşkınlıkla.

  ‘Evet’ dedi Safiye, aşkla Salih’e bakarak.

  ‘Safiye, sen nasıl çıkabildin evden’

  ‘Aylardır görüşmüyoruz’ dedi Safiye, kalbi kırılmış bir şekilde ‘Sen nasılsın iyi misin diyeceğin yerde bana sitem ediyorsun’

Salih, Safiye’ye sarılarak:

   ‘Gül kokulum, senin canından endişe ettiğim için söyledim. Yoksa bende seni çok özledim’ dedikten sonra da elleriyle Safiye’nin yüzüne şefkatle dokundu.

Aşk kuşları birbirilerine sarılmışken o sırada uzaktan bir çift göz onları izliyordu. Onları izleyen adam cebinden silahını çıkarıp ateş ettiği anda Salih onu gördü.

   ‘Safiye eğil’ dedi korkuyla. Son anda görmese kurşun ikisinden birine değip yaralayabilirdi.

   ‘Ah işte takip etmişler seni’ dedi Salih, hem korku hem de kızgınlıkla.

Safiye, Salih’e iyice yanaşarak:

   ‘Özür dilerim aşkım, böyle olacağını tahmin edememiştim’ dedi.

  ‘Özür dilemen bir şey değiştirmez Safiye’ dedi Salih, daha sonra da ‘Senin yanından ayrılırken demiştim sana ben haber vermeden gelme diye ama sen beni dinlemedin’

   ‘Şimdi bunun sırası değil Salih, adamdan nasıl kurtulacağız onu düşünelim’

Onlara ateş edenler iyice yaklaşmıştı ki polis sirenleri duyuldu. Peşinden de koşuşturma sesleri. Belli ki devriye atan polisler onları görmüş ve müdahale etmişlerdi. Oysaki düşündükleri gibi değildi. Halit komiserin koruma amaçlı gönderdiği ekipti onlar.

   ‘Oh kurtulduk!’ dedi Safiye, derinden bir nefes alıp vererek.

  ‘Bekle, bir bakayım başkaları var mı diye’ dedi Salih ev saklandıkları yerden kafasını uzatarak baktı. Daha sonra da ‘Temiz, çıkabiliriz’

   ‘Ablam ev de mi?’ diye sordu Safiye, Hacer hemşirenin evine doğru giderlerken.

   ‘Hayır, onlar şu an karakoldalar’ dedi Salih.

Safiye, onun durdurarak:

   ‘Ne karakolu?’ dedi merak içerisinde.

Salih, Hacer hemşirenin evine geldiği o günden bugüne başlarından geçen her şeyi anlattı. Safiye onu dinledikten sonra:

   ‘O karakola beni de götür, zira anlatacaklarım var’

  ‘Emin misin?’

  ‘Evet, eminim Salih’ dedi Safiye ‘Onlar çıkmadan yetişelim’

  ‘O zaman gel benimle’

Hacer ve Hatice tam karakoldan çıkmışlardı ki yetiştiler onlara.

   ‘Abla, seni çok özledim’ dedi Safiye büyük bir özlemle Hacer’e sarılarak.

   ‘Bende seni çok özledim kardeşim’ dedi Hacer.

Yıllardır birbirilerini görmedikleri için hem heyecanlı hem de şaşkındılar. Sarılmaları bittikten sonra iyice süzdüler kendilerini.

   ‘Çok değişmişsin’ dedi Hacer ‘Hem boyun uzamış hem de güzelleşmişsin’

   ‘Sende öyle abla, gerçi sen benden daha güzeldin ya’ dedi Safiye muzipçe ablasını dürterek.

   ‘Safiye, sen nasıl evden çıkabildin?’ dedi Hacer.

   ‘Bozuluyorum bu soruya ama’

   ‘O seni korumasız bırakmıyor diye biliyordum’

  ‘Abla, üç ay evveline kadar öyleydi’ dedi Safiye ‘Sonra ağzından bir şey kaçırdı. Duyduğum sözden dolayı beni rahat bırakıyor. Fakat yine de adamlarını peşime takmaktan da geri durmuyor’

   ‘O ne söyledi ki rahat bırakmaya başladı seni’

   ‘Onu da karakolda anlatayım abla. Zira anlatacaklarım ikimizi de ilgilendiriyor’