BÖLÜM 7
. İyi bir müslümanın müşfik (şefkatli) olması gerekir. Çünkü Peygamberimiz; Büyüklerini saymayan, küçüklerini sevmeyen bizden değildir (bize lâyık bir Müslüman değildir)"(Tirmizî, Birr, 15) buyurmaktadır. "İnsanlara acımayana Allah da acımaz" (Müslim, Fedâil, 66) ve Merhamet etmeyene merhamet edilmez" (Buhârî, Edeb, 18) hadisleri de, şefkat ve merhametin ne yüce bir davranış olduğunu göstermektedir.
"Müminler birbirlerini sevmede, acımada, korumada bir vücut gibidir. Vücudun herhangi bir organı rahatsız olursa, diğerleri de bu yüzden rahatsız olur; ateşlenir ve uykusuz kalır" (Buhârî, Edeb, 19) hadisine göre müslümanın şefkati öncelikle müminleri kucaklamalı, fakat diğer insanları, hatta hayvanları da içine almalıdır. Çocuklara, yaşlılara, hastalara, dul ve yetimlere, kimsesiz ve güçsüzlere, kölelere, hayvanlara... Büyük bir şefkat, sevgi ve merhamet besleyen Hz. Peygamber, bu konuda da bize en güzel örnekleri sunmuştur. Peygamberimiz bazan namazda uzun okumak ister, fakat duyduğu çocuk sesi sebebiyle, annesi cemaatte olabilir diye kısa keserdi. Sadece kendi çocukları ve torunlarını değil, gördüğü, rastladığı bütün çocukları sever, kucağına alır, okşar, öper, onlarla şakalaşırdı. Köle ve cariyelere müşfik davranır, başkalarının da böyle yapmasını isterdi. Hayvanlara taşıyamayacağı yükler yüklememelerini, onlara eziyet etmemelerini, yüzlerine vurmamalarını, onları boğazlarken, eziyet çektirmeden, en güzel bir şekilde kesmelerini tavsiye ederdi. Bu ulvî duygudan yoksun olanlara sadece acırdı. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in çocukları öptüğünü görünce şaşıran, on çocuğundan hiçbirini öpmediğini öğünerek söyleyen Akrâ' b. Habîs'e cevabı; "Allah kalbinden rahmeti söküp almışsa, ben sana ne yapabilirim" (Buhârî, Edeb, 18) olmuştur. Rahmeti gazabına galip gelen, insana ana-babasından daha şefkatli davranan bir Allah'ın kullarına merhametsizlik, katı kalplilik, acımasızlık yakışmaz. Ona yakışan, Allah ve Resulü’nün bu güzel ahlâkıyla ahlâklanmak, Rabbi'nin kendisine yaptığı gibi, başkalarına karşı merhametli davranmaktır. (Akif KÖKTEN) (Sorularla İslamiyet)
‘Abla, hastaneden çıkmadan şu prosedür işlemlerini halledelim' dedi Hacer hemşire ‘Bir an evvel Mustafa’yı kendi üzerime almak istiyorum’
‘İyi diyorsun da bu işlemler uzun sürebilir. O zamana kadar benim yanımda kalması en doğrusu olacaktır'
‘Hayır, abla, onu senin ve kocanın merhametine bırakamam. Hem sana dedim ya onda kaybettiğim çocuğumu görür gibi oluyorum'
Hatice, sonunda yumuşamış yelkenleri suya indirmişti. Bu yüzden ona tamam dercesine kafa salladıktan sonra:
‘Yapılması gerekenleri bir an evvel yapalım. Sende benimle gel, imzalanması gereken evrakları imzala’
‘Tamam, abla' dedi Hacer hemşire gülümseyerek ‘Mustafa'nın çıkış işlemlerini yapayım, ondan sonra çıkalım'
Hacer hemşirenin içi kıpır kıpırdı. Bambaşka duygular besliyordu Mustafa'ya karşı. İçindeki bu duygular onun ilk hastaneye gelişinden beri vardı. Onu kaybettiği oğluna benzetiyordu. Bu yüzden onunla gönül bağı kurmuştu sanki.
Servisten çıktıktan sonra Mustafa'nın çıkış işlemlerini halletti. Ardından Mustafa’nın odasına gelerek ona yeni elbiseler giydirdi. O, yeni elbiseler içerisinde daha sevimli görünüyor, etrafa gülücükler saçıyordu.
‘Hatice anne, şu an o kadar mutluyum ki anlatamam' dedi Mustafa, bülbüller gibi şakıyarak.
Bölüm 9
‘Burası senin yeni evin’ dedi Hacer Hemşire ‘Sen hastaneden çıkmadan evvel odanı da güzel bir şekilde döşemiştim ama zevklerin nasıldır bilemiyorum’
‘Hacer anne, böylesini rüyamda bile görmedim’ dedi Mustafa, gözleri ışıldayarak.
Oda, genç bir çocuğun doğasına göre döşenmişti. Yatağı araba şeklindeydi. Sol köşede masa üstü bilgisayar vardı. Sağ köşede elbise dolabı vardı. Halıda da çiçek desenleri vardı.
‘Bu sene geçti artık, seneye de seni okula yazdıracağım’
‘Annecim, okumak benim en büyük isteğimdi’ dedi Mustafa, Hacer’in ayaklarına yapışarak.
‘Kuzum, okumayı çok mu seviyorsun?’
‘Evet, Hacer anne’ dedi Mustafa ‘Yetimhanede kendim çabamla bir şeyler öğrenmeye çalıştım ama…’
‘Yavrum, bundan sonra arkanda ben varım. O yüzden hiç korkma’ dedi Hacer ‘Arkanda ben varken sana kimse bir şey yapamaz’
‘Anne, hastanede konuştuklarınıza kulak misafiri oldum’ dedi Mustafa ‘Kardeşinle görüşüyor musun?’
Bu soru üzerine gözleri doldu Hacer’in. Kardeşini o kadar özlemişti ki kokusu bile burnunda tütüyordu.
‘Anne, özür dilerim sorumla seni üzdüm galiba’
‘Uzun süredir konuşmuyorum kardeşimle. Aslında görüşmek istedim ama o beni kabul etmiyor’
‘Neden ki anne’
‘Hastanede konuştuklarımızı duymuşsun. Bu yüzden ne olur daha fazla soru sorma. Zira kardeş konusu açılınca içim acıyor’
‘Ya annen, onunla da mı görüşmüyorsun?’
‘Kuzum, seni üzmek istemiyorum ama bu konularda daha fazla soru sorarsan korkarım ki kalbini kırmak zorunda kalırım’
‘Tamam, Hacer anne’ dedi Mustafa, daha sonra da ‘Hatice annemi de görebilecek miyim?’
‘Tabii ki kuzum, niye görüşmeyesin ki’
‘Yaşasın, ben bir anne ararken iki annem birden oldu’ dedi Mustafa, neşe içerisinde ellerini çırparak.
Birden kapı çaldı, bu çalma öyle bir çalmaydı ki susmak bilmiyordu. Üstelikte neredeyse gece yarısı olmuştu.
‘Allah’ım bu saatte kim olabilir ki’ dedi Hacer, korku içerisinde.
Mustafa da korkmuş çığlığı basmıştı.
‘Korkma yavrum, ben şimdi gider bakarım bu saatte kimmiş kapımızı kırarcasına çalan’
Hacer Hemşire, çekine çekine kapıya vardı. Kim o demeden önce kapı deliğinden baktı. Kapının önünde yaralı bir genç duruyordu.
‘Kim o’ dedi korka korka.
‘Abla, ne olur kapıyı aç. Allah rızası için kapıyı aç’ dedi genç yalvarırcasına.
‘Sen kimsin ve bu saatte neden kapıma dayandın’ dedi Hacer, korktuğunu belli etmemek için sesini yükselterek ‘Kapının önünden gitmezsen polis çağıracağım’
‘Abla, Safiye’yi seviyorsan aç’ dedi genç, hırıltılı bir şekilde.
‘Safiye mi, sen Safiye’yi nereden tanıyorsun?’
‘Abla, Allah aşkına kapıyı aç. Sana kim olduğumu ve Safiye’yi nereden tanıdığımı açacağım’ dedi genç, daha sonra da ‘Ne olursun beni eve al, yoksa öldürecekler beni’
Yorumlar
- nadire menekşe: mustafanın söylemleri çok tatlı ama temkinli olmayı unutma
- Aleyna Mengü: mustafanın bu kadar mutlu olması güzel ama dikkatli olmalısın
- Eda Özden İlgezdi: Buna rağmen sakinleşmeye çalışmalısın hacer sorun çıkabilir
- Samet Can Zengin: Bir çocuğun yüzündeki o gülümseme her şeye değer ancak dikkat
- Çiğdem Ülger: hacer bence merhametten önce biraz cesaret taşımayı denemelisin
- Ege Pektaş: Bence mustafayı kendi başına bırakma hacer onu korumalısın
- Emre Kuş: hacer kaybettiğin çocuk için çok açık konuşuyorsun biraz dikkat etmelisin
- Ece Boz: Kardeşim konusunu açmamalısınız biraz hassas bir durum
- Elif İlhan: Yalnızca onu düşünmek zor ama unutma duygular ilginçtir