Keşfet

BÖLÜM 8

YETİM MUSTAFA

Hacer, korkarak da olsa açtı kapıyı ve genci içeriye aldı. Hali perişandı, üstü başı yırtılmıştı. Yüzü gözü kan revan içinde kalmıştı. Belli ki feci şekilde dayak yemişti.

O, genci içeriye aldıktan sonra salonda kanepe yatırdı. Genç kanepe uzanır uzanmaz uykuya daldı. Zaman zaman uyanıp ‘Safiye, Safiye’ diye sayıklıyor daha sonra da tekrar uykuya dalıyordu. Sabah kadar o şekilde devam etti. Bu arada Hacer, gencin yaralarını sarmış onun uyanmasını bekliyordu. O şekilde sabaha kadar başında beklemiş, sabaha karşı uykuya yenik düşmüştü.

Bölüm 10

   ‘Tahir Bey, Salih’i elimizden kaçırdık’ dedi adamları.

   ‘Nasıl kaçmayı başardı’ dedi Tahir Bey, bağırarak.

   ‘Sizin istediğiniz gibi genci iyice bir dövdük, öyle ki her tarafı kan içinde kaldı Salih’in. Ondan sonra tam öldürecektik ki silah sesi duyduk. O sesin nereden geldiğini anlamak için çıktık ama ortada kimse yoktu. Geri döndüğümüzde ise o çoktan kaçmıştı’

   ‘Bağlamadınız mı lan onu’

   ‘Çok sıkı bir şekilde bağladık ama…’

   ‘Nasıl kaçtı o zaman’

   ‘Bilemiyoruz patron’

  ‘Bir işe beceremediniz be’ dedi Tahir Bey

Gencin ellerinden kaçtığını öğrenen Tahir Bey, sinirlenerek rastgele sağa sola ateş açtı. Bundan dolayı da adamları korkudan sağa sola kaçıştılar. Siniri geçtiğinde ise silahında hiçbir mermi kalmamıştı.

   ‘Çabuk bulun onu, bulamadığınız takdirde hiçbirinizi yaşatmam’ dedi Tahir Bey, tehdit edercesine.

   ‘Tamam, patron hemen yola çıkıyoruz’ dediler adamları. Daha sonra da arabalarına binip Salih’i aramaya başladılar. Onu bulundukları yerden çok uzaklaşmadan buldular. Yanında da başka bir genç vardı.

   ‘Vay demek ki Salih’i o kurtardı’ dediler adamları. Ardından da gence doğru ateş açtılar. Genç oracıkta ölürken Salih yine ellerinden kurtulmayı başardı. Daha sonra da Hacer Hemşirenin evine sığındı.

Adamlar onun sığındığı evi öğrenmişlerdi ama patronlarından emir gelmeden de bir şey yapmak istemiyorlardı.

  ‘Patron, onu bulduk ne yapalım?’ diye sordu adamlarından biri.

  ‘Bekleyin ben geleceğim. Sakın ben gelmeden bir şey yapmayın. O gencin işini ben bitireceğim’ dedi Tahir Bey.

  ‘Tamam, patron’

Tahir Bey, Hacer hemşirenin evine doğru gelirken o sırada Salih kendisine gelmiş, olanı biteni Hacer hemşireye anlatmıştı.

  ‘Pislik adam ondan her şey beklenir’ dedi Hacer hemşire.

  ‘Hacer abla, buraya geldim ama Tahir Bey, burayı mutlaka bulur. Benim yüzümden sende tehlikeye girdin’ dedi Salih endişeyle.

  ‘Salih, o buraya gelse bile bizi bulamaz’ dedi Hacer hemşire ‘O yüzden sen iyileşmene baka’ dedi onu teselli edercesine.

  ‘Nasıl endişeli olmam abla. Çünkü onların yaptıklarına bizzat şahit oldum. Ya bana yaptıklarını sana da yaparlarsa’

  ‘Endişelenme dedim ya sana’ dedi Hacer hemşire ‘Şimdi sen yatıp dinlen ve iyileşmeye bak’

Salih aldığı ilaçların da etkisiyle yavaş yavaş gözleri kapanırken Hacer hemşirede camdan dışarıya bakıyordu. Birkaç dakika sonra endişeyle Salih’i kaldırdı. Uyku sersemliği ile kalkan Salih:

   ‘Ne oldu abla’ diye sordu, sersemlemiş bir şekilde etrafına bakınarak.

   ‘Onlar burada’ dedi Hacer hemşire ‘Az sonra da eve girebilirler’

  ‘Ben sana demiştim abla, bizi bulurlar diye’ dedi Salih, sıkıntıyla oflayarak.

  ‘Tamam, telaş etme benim bir planım var’ dedi Hacer hemşire. Daha sonra da salonun salona geçerek kitaplığın oraya yöneldi. ‘Salih peşimden gel’ diyerek kitaplıktaki bir kitaba elini uzattı ve onu çekti. Çeker çekmez kitaplık ikiye ayrıldı. Ayrılan kitaplığın ortasında bir kapı görünüyordu. Hacer hemşire cebinden çıkardığı anahtarlıkla o kapıyı açtı ve içeriye girdi. Salih’ de peşinden girer girmez odanın kapısını kapadı. Daha sonra da odanın ışığını açarak duvardaki halıya yöneldi. Halıyı hafifçe yana ittikten sonra duvardaki kol benzeri bir şeyi aşağı çevirdi. Kol aşağı inince kitaplık otomatikman kapanmış oldu.

  Odada birkaç sandalye, çalışma masası ve yatak bulunuyordu. Birde ufak bir televizyon vardı odada.

Odanın içine şaşkınlıkla bakan Salih:

  ‘Abla, bu odada neyin nesi?’ dedi şaşkınlıkla.

  ‘Burası benim gizli odam’ dedi Hacer Hemşire ‘Bugünlerin geleceğini tahmin ettiğim için bu gizli odayı yaptırdım’

  ‘Safiye her zaman anlatırdı senin çok akıllı bir kadın olduğunu ama bu kadarını da bende beklemiyordum’ dedi Salih, odayı iyice süzerek.

  ‘Bir gün o Tahir şerefsizinin beni bulacağını biliyordum. O yüzden yıllardır bu odanın yapımı için uğraşıyorum. Odanın duvarları ses geçirmez. İçeride biri varsa, odanın kapısını bulsalar bile asla açılmaz’

Mustafa bu odanın varlığından haberdarı fakat ilk defa odaya girdiği için o da Salih gibi şaşkınlıkla etrafına bakınıyordu.

   ‘Hacer anne, şimdi bizi burada kimse bulamaz değil mi?’ diye sordu.

   ‘Evet, yavrum bizi burada kimse bulamaz’

  ‘O kötü adam da bizi bulamaz değil mi?’ diye sordu Mustafa. Kötü adam dediği Hatice hemşirenin kocasıydı.

  ‘O bile bizi burada bulamaz Mustafa’m’

  ‘Oley’ dedi Mustafa sevinçle Hacer hemşireye sarılarak ‘Artık kurtuldum o pis adamdan’

  ‘Pis adam dediği kim abla?’ diye sordu Salih.

  ‘Hatice ablamın kocası. Zavallı yavrucağa çok eziyet etmiş. Ablam olmasa yavrucak sokaklarda yaşamaya mecbur kalabilirmiş’

  ‘Mustafa, dediğin bu çocuk kim abla?’

  ‘Ablamın çalıştığı yetimhanedeki çocuklardan biri. İçine kapanık ve sessiz olduğu için ablam ona sahip çıkmış. Evine götürünce de kocası olacak o adamdan çok dayak yemiş’

  ‘Ah be Mustafa! Bu yaşında neler yaşamışsın’ dedi Salih, Mustafa’nın başını okşayarak.

11. Bölüm

   ‘Hani lan bu evdeydiler’ dedi Tahir Bey, Hacer hemşirenin evine zorla girerek.

  ‘Vallahi evin içindeydiler, hatta hepimiz gördük’ dedi adamlarından biri. Onun sözünden sonra diğer adamları da onu tasdik ettiler.

  ‘Hacer evin içindeyse nerede, kuş olup uçmadı ya’

  ‘Bizde bilemiyoruz patron, hâlbuki siz gelene kadar da gözümüzü evden ayırmadık. Evden çıktıkları an haberimiz olurdu’

   ‘Evin içini iyice arayın’ dedi Tahir Bey, bağırarak ‘Onu saklandığı delikten çıkaramazsanız ben sizi o deliğe sokarım’ diye adamlarını tehdit etti.

Adamları, daha kapsamlı bir şekilde başladılar evi aramaya, öyle ki evi altına üstüne getirdiler ama nafile.

  ‘Yok, işte patron bulamıyoruz onları’ dedi adamlarından biri.

Bir başkası da:

   ‘Patron bulduklarımız sadece kanlı birer bez, başka bir şey yok. Ha birde Salih’in ayakkabıları’

   ‘Yahu bunlar nerede?’ dedi Tahir Bey, çıldırırcasına.

Başka bir adamı da başka bir yerden seslenerek:

  ‘Patron, burada pencere açık, mutlaka buradan kaçmış olmalılar’

Tahir Bey, penceresi açık olan odaya giderek pencereden baktı. Burası ikinci kat olduğu için pencereden atlamaları imkânsız gibi görünüyordu.

   ‘Buradan atlasalar bile kaçamazlar bir yere’ dedi Tahir Bey ‘Baksanıza aşağısı beton. Atlasalar bile mutlaka bir yerlerini kırmış olmaları gerekir. Hem Salih yerinden kıpırdayamayacak kadar dayak yemişti benden. Bu haliyle kaçması mümkün bile değil’

Yorumlar

  • Fulya Büyük: Bu evde gizlenmek kesinlikle doğru seçim değil neyi bekliyorsun türkiye?
  • Büşra: Yaralarını sararken hacerin sabrı büyük Böyle biri çıkmaz herhalde
  • Metin Mutlu: salih ve hacer birlikte mücadele edeceğine emin misin?
  • Tolga Korkut: Durumu çok kötü görünüyor
  • Hatice Çetin: Korku dolu anlar yaşıyorlar keşke bu süreç geçse de rahat etseler
  • Nazlı Kara: Sinirine yenilen tahir bey çok tehlikeli ama dilemezdim hiç
  • Esra Sancak: Uyanıp safiye diye sayıklaması utandırıcı bir durum hiç değil mi
  • Nazlı Özdemir: hacer genci içeri almayı düşündü mü acaba?