11. BÖLÜM — ÜÇ YIL
11. BÖLÜM — ÜÇ YIL
1. SAHNE — ÜÇ YIL
Karargâhta öğleden sonra yoğunluğu vardı.
Asil masasının başında dosyalara bakıyordu. İlbilge'nin dosyasını eline aldığında gözü bir satıra takıldı.
Göreve başlama tarihi: Üç yıl önce.
Asil birkaç saniye o satıra baktı.
Üç yıl.
Tam üç yıl önce İlbilge'nin hayatta olduğunu öğrenmişlerdi.
Ama o zamandan beri nerede olduğunu bilmiyorlardı.
Ne yaptığını da bilmiyorlardı.
Asil dosyayı kapatacakken tekrar açtı.
Tam o sırada kapı çaldı.
“Gir.”
İlbilge içeri girdi.
“Komutanım?”
Asil dosyadan gözlerini kaldırdı.
“Gel. Otur.”
İlbilge karşısındaki sandalyeye oturdu.
Asil birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra dosyaya bakarak sordu:
“Sen üç yıldır görevdesin.”
İlbilge başını kaldırdı.
“Evet.”
“Asker olduğunu da bilmiyorduk.”
“Görevim gizliydi.”
Asil başını hafifçe salladı.
“Biz seni her yerde aradık.”
İlbilge sessiz kaldı.
“Üç yıl boyunca nerede olduğunu bilmiyorduk. Ne yaptığını bilmiyorduk.”
“Biliyorum.”
“Sen bizim seni aradığımızı bilmiyordun.”
“Hayır.”
Asil birkaç saniye ona baktı.
“Anladım.”
2. SAHNE — OTUR
İlbilge ayağa kalktı.
“Başka bir şey yoksa komutanım, ben çıkayım.”
Asil başını kaldırdı.
“İlbilge, otur.”
İlbilge kapıya doğru attığı adımı durdurdu.
“Ama…”
“Otur.”
İlbilge tekrar sandalyesine geçti.
Asil bu kez dosyayı kenara bıraktı.
“Üç yıl önce kız kardeşimin ölmediğini öğrendim.”
İlbilge sessizce dinledi.
“Sonra seni bulmaya çalıştık. Her yerde aradık.”
Asil kısa bir süre sustu.
“Sonra seni gerçekten bulduğumuzu öğrendik.”
İlbilge gözlerini yere indirdi.
“Üç yıl boyunca sen bizim için kayıptın.”
Asil'in sesi biraz yumuşadı.
“Sen o sırada nasıl yaşadın?”
İlbilge birkaç saniye düşündü.
“Görevdeydim.”
“Onu biliyorum.”
Asil gözlerini ondan ayırmadı.
“Ben sana ne yaptığını soruyorum.”
İlbilge sustu.
“Nasıl bir hayatın vardı?”
“Normal.”
Asil hafifçe kaşlarını çattı.
“Normal mi?”
“Görev vardı. Nöbetler vardı. Yoğun geçiyordu.”
Bir an durdu.
“Ben alışmıştım.”
Asil başını eğdi.
“Biz seni ararken sen bunlarla uğraşıyordun.”
“Evet.”
Asil birkaç saniye sessiz kaldı.
“Kimse sana bizden bahsetmedi mi?”
“Hayır.”
“Bizi hiç bilmiyordun.”
“Hayır.”
Asil derin bir nefes aldı.
“Biz de seni bilmiyorduk.”
İlbilge cevap vermedi.
Asil'in aklına başka bir şey geldi.
“Üç yıl önce seni kaybettiğimizi düşünüyorduk.”
İlbilge başını kaldırdı.
“Senin mezarın bile yoktu.”
İlbilge'nin yüzü değişti.
“Biz ne olduğunu bilmeden yaşadık.”
Kısa bir sessizlik oldu.
İlbilge alçak sesle konuştu.
“Ben de sizin beni aradığınızı bilmiyordum.”
Asil cevap vermedi.
3. SAHNE — İÇİMDE KALANLAR
Odadan çıktığımda koridor her zamanki gibiydi.
İnsanlar bir yerlere yetişiyor, telefonlar çalıyor, herkes kendi işiyle uğraşıyordu.
Ama benim aklım hâlâ Asil'in söylediklerindeydi.
Üç yıl...
Benim için görevle geçen üç yıl.
Onlar içinse beni aramakla geçen üç yıl.
Bunu hiç böyle düşünmemiştim.
Ben nerede olduğumu biliyordum.
Onlar ise bilmiyordu.
Ben görevime gidiyordum, nöbet tutuyordum, eve dönüyordum.
Onlar ise beni arıyordu.
Üstelik ben bundan tamamen habersizdim.
Koridorun sonunda durdum.
Asil'in söyledikleri aklıma geldi.
“Sen nasıl yaşadın?”
Aslında buna verecek tek bir cevabım yoktu.
Üç yıl boyunca çok şey olmuştu.
Ama hiçbirini anlatmaya hazır değildim.
Asil artık sadece komutanım değildi.
Abimdi.
Bunu hâlâ kabullenmeye çalışıyordum.
Onu yeni tanıyordum.
O da beni yeni tanıyordu.
Aynı aileden olduğumuzu bilmek kolaydı.
Ama birbirimizi tanımak zaman alacaktı.
Derin bir nefes aldım.
Sonra yürümeye devam ettim.
Görevim vardı.
Şimdilik ona dönmem gerekiyordu.