13 GEÇMİŞ
13 GEÇMİŞ
Çocukluğumu düşündüğümde aklıma ilk büyükannem gelirdi.
Beni o büyütmüştü.
Annemle babam vardı ama benimle pek ilgilenmezlerdi. Küçükken bunu fazla sorgulamazdım. Her çocuğun ailesi böyle sanıyordum.
Sabahları beni büyükannem kaldırırdı.
“Geç kalacaksın.”
derdi.
Ben de gözlerimi açmadan,
“Daha erken…”
diye söylenirdim.
Gülümserdi.
“Her sabah aynı şeyi söylüyorsun.”
Sonra hazırlanır, okula giderdim.
Okuldan döndüğümde yine onu bulurdum.
Ödevlerimi yaparken yanımda oturur, bazen çayını içerken beni dinlerdi.
“Bugün okul nasıldı?”
“İyiydi.”
“Bir şey olmadı mı?”
“Yok.”
“Emin misin?”
Bazen sırf tekrar sorsun diye anlatmazdım.
Çünkü onun beni dinlemesini seviyordum.
Annemle babamdan böyle bir ilgi görmemiştim.
Onlar daha çok kendi hayatlarıyla ilgilenirdi.
Ben de zamanla alıştım.
Bir şey olduğunda anneme değil, büyükanneme giderdim.
Hastalandığımda başımda o beklerdi.
Üzüldüğümde yanıma o otururdu.
Benim için aile oydu.
Sonra onu kaybettim.
O günden sonra ev bana hiç eskisi gibi gelmedi.
Annemle babamla zaten aramızda büyük bir bağ yoktu. Büyükannem gidince o evde kendimi daha da yalnız hissetmeye başladım.
Yine de hayat devam etti.
Büyüdüm.
Kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim.
Sonra asker oldum.
İlk zamanlar zordu.
Eğitimler, nöbetler, yoğun günler...
Ama alıştım.
Belki de çocukluğumdan beri kendi kendime yetmeye çalıştığım için zorlanınca hemen pes etmiyordum.
Üç yıl önce ise gizli bir göreve gönderildim.
Görevle ilgili fazla şey bilmiyordum. Bildiklerimi de kimseyle paylaşmamam gerekiyordu.
O dönem hayatım tamamen görevden ibaretti.
Nerede olduğumu bilen çok az insan vardı.
Sonrasında görev bitti ve hayatıma devam ettim.
Ta ki birkaç gün önce geçmişim karşıma çıkana kadar.
Mardin'de bir ailem olduğunu öğrendim.
Beni yıllardır arıyorlarmış.
Ben ise hiçbir şey bilmiyordum.
Şimdi onları düşündüğümde aklıma ilk gelen şey şu oluyordu:
Onlar benim çocukluğumu bilmiyordu.
Ben de onların hayatında değildim.
Büyükannem olsaydı ne derdi, diye düşündüm.
Belki önce beni dinlerdi.
Sonra da her zamanki gibi,
“Her şeyi bir anda çözmeye çalışma.”
derdi.
İçimden hafifçe gülümsedim.
Keşke yanımda olsaydı.
13.2 — DEMİR'LE DERTLEŞME
Gece olmuştu.
Eve geldiğimden beri doğru düzgün hiçbir şey yapmadan oturuyordum.
Bir süre sonra telefonu elime aldım.
Ekranda yine onun adı vardı.
Demir ❤️
Fotoğrafına baktım.
“Bugün de geldim.”
Kendi kendime gülümsedim.
“Gerçi senin bundan haberin yok.”
Bir süre sustum.
Sonra içimden geldiği gibi konuşmaya başladım.
“Bugün yine onları düşündüm.”
Mardin'deki ailemi.
“Garip geliyor hâlâ.”
Telefonu elimde çevirdim.
“Üç yıl boyunca beni aramışlar. Benim hiçbir şeyden haberim yok.”
Bir süre fotoğrafına baktım.
“Ben de burada kendi hayatımı yaşıyordum.”
Başımı koltuğa yasladım.
“Büyükannem olsaydı ne derdi acaba?”
Kısa bir nefes verdim.
“Kesin önce beni dinlerdi.”
İster istemez gülümsedim.
“Sonra da ‘Her şeyi bir anda çözmeye çalışma.’ derdi.”
Bir an sustum.
“Onu çok özlüyorum.”
Bu kez gülümseyemedim.
“Bazen keşke yanımda olsaydı diyorum.”
Telefonu dizlerimin üzerine bıraktım.
“Bir de şimdi onların karşısında ne yapacağımı bilmiyorum.”
“Beni tanımıyorlar.”
“Ben de onları tanımıyorum.”
Başımı eğdim.
“Sonuçta aynı ailedeniz ama... insan yine de ne diyeceğini bilemiyor.”
Bir süre sessiz kaldım.
Sonra fotoğrafına baktım.
“Sen olsaydın bana ne derdin?”
Cevap beklemediğimi biliyordum.
“Muhtemelen sakin olmamı söylerdin.”
Hafifçe gülümsedim.
“Ben de sana kızardım.”
Telefonu tekrar elime aldım.
“Şimdilik yapabileceğim tek şey onları tanımaya çalışmak galiba.”
Bir süre düşündüm.
“Belki zamanla her şey daha kolay olur.”
Sonra başımı koltuğa yasladım.
“Bilmiyorum Demir.”
Sesim iyice kısılmıştı.
“Sadece bugün biraz yoruldum.”
Telefonun ekranına son kez baktım.
“İyi geceler.”
Telefonu kapattım.
Bir süre daha öylece oturdum.
Sonra kalkıp odama geçtim.