Keşfet

15 BÖLÜM — AYNI MASADA

YİTİK IŞIK

15BÖLÜM — AYNI MASADA

Akşam olduğunda bir süre evin önünde bekledim.

Arabadan inmiştim ama kapıya doğru yürümek için birkaç saniye bekledim.

Daha önce buraya gelmiştim.

Ama bu kez farklı hissediyordum.

Beni çağıran kişi ağabeyimdi.

Kapıyı çaldım.

Bir süre sonra Ela kapıyı açtı.

Beni görünce kısa bir an durdu.

“İlbilge.”

“Merhaba.”

“Gel kızım.”

İçeri girdim.

Salonda Hamit Ağa oturuyordu. Kaan ve Agah da oradaydı.

Asil ayakta duruyordu.

Beni görünce başını salladı.

“Geldin.”

“Geldim.”

Kaan hafifçe gülümsedi.

“Hoş geldin.”

“Hoş buldum.”

Agah da başını kaldırdı.

“Hoş geldin.”

“Sağ ol.”

Hamit Ağa sadece başıyla selam verdi.

“Hoş geldin.”

“Sağ olun.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Ela,

“Yemek hazır,” dedi.

Masaya geçtik.

Ben Asil'in karşısındaki sandalyeye oturdum.

Kaan yanıma, Agah onun yanına geçti.

Hamit Ağa ve Ela karşı tarafa oturdu.

Asil de yerine geçti.

İlk birkaç dakika sadece yemek yedik.

Kimse konuşmuyordu.

Sonunda Kaan sessizliği bozdu.

“Görev nasıl gidiyor?”

“İyi.”

“Yoğun mu?”

“Biraz.”

Asil araya girdi.

“Yoğun.”

Kaan ona baktı.

“Sen biliyorsun tabii.”

Asil omuzlarını kaldırdı.

“Birlikte çalışıyoruz.”

Hamit Ağa bana baktı.

“Her gün böyle mi?”

“Her gün aynı olmuyor.”

“Zor değil mi?”

Bir an düşündüm.

“İlk başlarda zordu. Sonra alışıyorsunuz.”

Hamit Ağa başını salladı.

“İnsan alışıyor demek.”

“Evet.”

Ela bir süre sessiz kaldıktan sonra bana baktı.

“Sen çocukken de böyle miydin?”

“Nasıl?”

“Sessiz.”

Kısa bir gülümseme oldu yüzümde.

“Bilmiyorum.”

Kaan annesine baktı.

“Anne, daha yeni yeni tanıyoruz.”

Ela başını salladı.

“Ben sadece merak ettim.”

“Biliyorum.”

Agah bana baktı.

“Büyükannen seni büyütmüş.”

“Evet.”

“Onunla mı yaşadın?”

“Uzun süre.”

Ela'nın yüzündeki ifade değişti.

“Annenle baban?”

Bir an sustum.

“Onlarla da aynı evdeydim ama büyükannem daha çok yanımdaydı.”

Ela başka bir şey sormadı.

Hamit Ağa da sessizce yemeğine devam etti.

Asil fazla konuşmadan bizi dinliyordu.

Kaan konuyu değiştirdi.

“İstanbul'u özlüyor musun?”

“Bazen.”

“Buraya alışabildin mi?”

“Tam olarak değil.”

Agah hafifçe gülümsedi.

“Daha yeni geldin.”

“Evet.”

Asil başını kaldırdı.

“Alışırsın.”

Ona baktım.

“Umarım.”

Asil de kısa bir gülümsemeyle karşılık verdi.

Bir süre sonra Ela tabağıma baktı.

“Sen de doğru düzgün yemiyorsun.”

“Doydum.”

“Biraz daha al.”

“Gerçekten doydum.”

Ela kaşığını bıraktı.

“Biraz daha ye.”

Kaan güldü.

“Anne, bırak artık.”

Ela ona döndü.

“Sen karışma.”

Ben istemeden güldüm.

“Tamam, biraz daha alırım.”

Ela başını salladı.

“Al.”

Biraz daha yemek aldım.

Yemek devam ederken Agah bana baktı.

“Yaran nasıl?”

“İyi.”

“Emin misin?”

“Evet.”

“Yine de dikkat et.”

“Ederim.”

Asil hemen konuştu.

“Etmesi gerekiyor.”

Ona baktım.

“Komutanım…”

Kaan gülmeye başladı.

Asil başını salladı.

“Bak, yine komutanım dedi.”

“Alışkanlık.”

“Evdeyiz.”

“Tamam.”

Kaan gülerek,

“Bunun düzelmesi biraz zaman alacak,” dedi.

Ben de gülümsedim.

Hamit Ağa sessizce bizi izliyordu.

Bir süre sonra bana döndü.

“İlbilge.”

“Efendim?”

“Buraya gelmen bizim için kolay değil.”

Masada herkes sustu.

Hamit Ağa devam etti.

“Senin için de kolay olmadığını biliyorum.”

Başımı salladım.

“Değil.”

“Biz seni yıllarca aradık.”

“Biliyorum.”

“Şimdi karşımızda oturuyorsun.”

Kısa bir süre sustu.

“Ama seni bir günde tanımamız mümkün değil.”

“Ben de sizi bir günde tanıyamam.”

Hamit Ağa başını salladı.

“Doğru.”

Ela bana baktı.

“Zamanla tanırız.”

“Umarım.”

Asil söze girdi.

“Acele etmeye gerek yok.”

Kaan da başını salladı.

“Zaten kimse senden bir anda her şeyi beklemiyor.”

Bu söz biraz olsun rahatlatmıştı.

Yemeğin sonuna doğru konuşmalar daha normal hâle geldi.

Kaan görev yerimi sordu.

Agah hastaneden bahsetti.

Asil arada birkaç şey söyledi.

Ela ise daha çok beni dinledi.

Hamit Ağa fazla konuşmasa da artık ilk geldiğim zamanki kadar mesafeli görünmüyordu.

Yemek bitince Ela tabakları toplamaya başladı.

Ayağa kalktım.

“Ben yardım edeyim.”

“Gerek yok.”

“Olur mu?”

Ela bir an bana baktı.

Sonra elindeki tabağı uzattı.

“Şunları mutfağa götür.”

“Tamam.”

Tabakları alıp mutfağa geçtim.

Ela da arkamdan geldi.

Bir süre yan yana durduk.

Sonra bana baktı.

“Gelmen güzel oldu.”

Ne diyeceğimi bilemedim.

“Ben de gelmek istedim.”

Ela başını salladı.

“Yine gel.”

“Gelirim.”

Bu kez yüzünde küçük bir gülümseme vardı.

Tabakları bıraktıktan sonra salona döndüm.

Asil kapının yanında duruyordu.

“Gidiyor musun?”

“Birazdan.”

“Tamam.”

Birkaç saniye sustuk.

Sonra Asil,

“İyi geçti,” dedi.

“Evet.”

“İlk sefer için fena değildi.”

Gülümsedim.

“Değildi.”

Asil kapıyı açtı.

Ben çıkarken arkamdan seslendi.

“İlbilge.”

Dönüp baktım.

“Efendim?”

“Bir dahaki sefere bu kadar yabancı gibi durma.”

Şaşırdım.

Sonra hafifçe gülümsedim.

“Denerim.”

Asil başını salladı.

“Tamam.”

Dışarı çıktım.

Arabaya doğru yürüdüm.

Kapıyı açıp içeri oturdum.

Bir süre çalıştırmadan öylece bekledim.

Aklıma Asil'in söylediği söz geldi.

“Bir dahaki sefere…”

İlk kez, bir sonraki buluşmayı düşünürken içimde garip bir huzursuzluk yoktu.

Arabayı çalıştırıp eve doğru yola çıktım.