Keşfet

17. BÖLÜM — KARDEŞİMİZ

YİTİK IŞIK

17. BÖLÜM — KARDEŞİMİZ

Akşam olduğunda İlbilge'nin geleceğini bilen Asil, Kaan ve Agah salonda oturuyordu.

Kaan koltuğa yaslandı.

“Ben hâlâ alışamadım.”

Asil ona baktı.

“Neye?”

“İlbilge'nin gerçekten burada olmasına.”

Agah sessizce başını kaldırdı.

“Ben de.”

Kaan kısa bir süre sustu.

“Üç yıl boyunca onu aradık.”

“Evet.”

“Şimdi birkaç sokak ötede yaşıyor.”

Asil ellerini birbirine kenetledi.

“Ve biz hâlâ nasıl davranacağımızı düşünüyoruz.”

Agah hafifçe güldü.

“Çünkü onu hiç tanımıyoruz.”

Kaan başını salladı.

“Tanımıyoruz ama kardeşimiz.”

Bu cümleden sonra üçü de sustu.

Asil gözlerini yere indirdi.

“Bunu söylemek hâlâ garip geliyor.”

Agah ona baktı.

“Neden?”

“Çünkü uzun süre onun hayatımızda olmayacağını düşündük.”

Kaan sessizce dinliyordu.

Asil devam etti.

“Sonra yaşadığını öğrendik.”

“Aradık.”

“Bulduk.”

Bir an durdu.

“Şimdi karşımızda.”

Agah başını salladı.

“Ama çocukluğunu kaçırdık.”

Kaan içini çekti.

“Onun suçu değil.”

“Biliyorum.”

Asil'in sesi biraz yumuşadı.

“Hiçbirimizin elinde değildi.”

Agah koltuğa yaslandı.

“Yine de insan düşünüyor.”

“Neyi?”

“Çocukken yanında olsaydık nasıl olurdu?”

Kaan cevap vermedi.

Asil de bir süre sessiz kaldı.

Sonra,

“Bilmiyorum,” dedi.

“Ben de bilmiyorum.”

Agah ellerine baktı.

“Okula ilk gittiğinde yanında kim vardı?”

Kaan cevap verdi.

“Büyükannesi.”

“Hasta olduğunda?”

“Yine büyükannesi.”

Asil başını eğdi.

“Biz bunların hiçbirini bilmiyoruz.”

Kaan ona baktı.

“Çünkü hayatını bilmiyorduk.”

“Biliyorum.”

Asil derin bir nefes aldı.

“Ama insan yine de düşünüyor.”

Agah başını salladı.

“Geçmişi değiştiremeyiz.”

Kaan ona baktı.

“Peki ne yapacağız?”

Agah hiç düşünmeden cevap verdi.

“Bundan sonrasını.”

Asil başını kaldırdı.

Agah devam etti.

“Çocukluğunu geri getiremeyiz.”

“Yanında olmadığımız yılları da değiştiremeyiz.”

“Ama bundan sonra yanında olabiliriz.”

Kaan hafifçe gülümsedi.

“Bunu İlbilge'ye söylemek kolay olmayacak.”

“Niye?”

“Çünkü belki de bizim yanımızda olmamızı istemeyecek.”

Asil bir süre düşündü.

“İsteyip istemediğine o karar verir.”

Kaan başını salladı.

“Doğru.”

Asil devam etti.

“Biz sadece yanında olduğumuzu göstereceğiz.”

Agah da başını salladı.

“Bence de.”

Kaan ayağa kalktı.

“Bir şey daha var.”

Asil ona baktı.

“Nedir?”

“Biz ona sürekli yabancı gibi davranırsak alışması daha zor olur.”

Agah gülümsedi.

“Doğru.”

Asil düşündü.

“Peki nasıl davranacağız?”

Kaan güldü.

“Onu da sen düşün.”

“Niye ben?”

“Sen en büyük abisin.”

Agah araya girdi.

“Bir de komutan.”

Kaan gülmeye başladı.

Asil başını iki yana salladı.

“Evde komutan değilim.”

“İlbilge'ye bunu anlat.”

Asil istemeden gülümsedi.

“Zaten anlatmaya çalışıyorum.”

Bir süre sonra Kaan'ın gülümsemesi kayboldu.

“Ben ona sarılmak istiyorum.”

Asil ve Agah ona baktı.

Kaan omuzlarını kaldırdı.

“Ne var?”

Agah hafifçe gülümsedi.

“Bir şey yok.”

“Ben kardeşime sarılmak istiyorum.”

Agah birkaç saniye sustu.

“Ben de istiyorum.”

İkisi Asil'e baktı.

Asil cevap vermedi.

Kaan sordu.

“Sen istemiyor musun?”

Asil başını kaldırdı.

“İstiyorum.”

“E o zaman?”

“Asıl mesele onun isteyip istemediği.”

Kaan başını salladı.

“Doğru.”

Agah sessizce,

“Belki bir gün kendiliğinden olur,” dedi.

Asil ayağa kalktı.

“Olur.”

Kaan ona baktı.

“Bir dahaki gelişinde daha rahat davranalım.”

Asil başını salladı.

“Deneriz.”

Agah gülümsedi.

“Yavaş yavaş.”

Asil kapıya doğru yürüdü.

Sonra durup ikisine baktı.

“Sonuçta kardeşimiz.”

Kaan başını salladı.

“Evet.”

Agah da gülümsedi.

“Bizim kardeşimiz.”

Üçü bir süre daha sessizce oturdu.

Bu kez sessizlik eskisi gibi değildi.

İlbilge artık hayatlarının dışında değildi.

Sadece birbirlerine alışmaları gerekiyordu.

Asil kapıya baktı.

“Geldiğinde normal davranın.”

Kaan güldü.

“Sen de normal davran.”

Agah da gülümseyerek başını salladı.

“Önce bunu sen yap.”

Asil onlara bakıp istemeden güldü.

“Tamam.”