Keşfet

18. BÖLÜM — SABAH

YİTİK IŞIK

18. BÖLÜM — SABAH

Sabah telefonumun alarmıyla uyandım.

Gözlerimi açmak istemedim.

Elimi uzatıp telefonu buldum ve alarmı kapattım.

Bir süre daha yatakta kaldım.

Sonra kalkıp banyoya gittim.

Üzerimi değiştirdikten sonra mutfağa geçtim.

Kahve yapmak için makineyi çalıştırmıştım ki kapının zili çaldı.

Kaşlarımı çattım.

Bu saatte kim gelmişti?

Kapıya doğru yürüyüp dürbünden baktım.

Ela'ydı.

Bir an şaşırdım.

Hemen kapıyı açtım.

“Anne?”

Ela hafifçe gülümsedi.

“Günaydın kızım.”

“Günaydın.”

İkimiz de birkaç saniye öylece kaldık.

Sonra kenara çekildim.

“İçeri gel.”

Ela içeri girdi.

Elinde küçük bir poşet vardı.

“Bunları sana getirdim.”

Poşeti bana uzattı.

“Nedir?”

“Kahvaltılık birkaç şey.”

Poşete baktım.

“Bunlara gerek yoktu.”

“Biliyorum.”

Ela gülümsedi.

“Ama ben getirmek istedim.”

Poşeti aldım.

“Teşekkür ederim.”

Ela salona geçti.

Ben de mutfağa yöneldim.

“Çay koyayım mı?”

“Olur.”

Çayı hazırlarken Ela da mutfağa geldi.

Bir süre etrafa baktı.

“Tek mi yaşıyorsun burada?”

“Evet.”

“Alışabildin mi?”

“Alıştım sayılır.”

Ela başını salladı.

Evime tekrar baktı.

“Çok sessiz.”

“Evet.”

“İnsan alışıyor mu buna?”

Omuzlarımı hafifçe kaldırdım.

“Bazen iyi oluyor.”

Ela bana baktı.

“Bazen de sıkıyor.”

“Evet.”

Çayı masaya bıraktım.

Sonra ona baktım.

“Sen neden geldin?”

Ela sandalyeye oturdu.

“Dün akşamdan sonra seni görmek istedim.”

“Bir şey mi oldu?”

“Yok.”

Kısa bir süre sustu.

“Sadece seni eve bırakınca aklım sende kaldı.”

Elimdeki bardağa baktım.

Ela devam etti.

“Dün akşam güzeldi.”

“Evet.”

“Ben de öyle düşündüm.”

Bir süre sessiz kaldık.

Sonra Ela bana baktı.

“Biliyorum, hemen her şey düzelmeyecek.”

“Ben de hemen düzeleceğini düşünmüyorum.”

Ela başını salladı.

“Zaten ben de öyle bir şey beklemiyorum.”

Bir süre çayımızı içtik.

Sonra Ela poşeti açtı.

“Şunları da ye.”

İçinden kahvaltılıkları çıkarmaya başladı.

İstemeden gülümsedim.

“Daha dün akşam da bana yemek yedirmeye çalışıyordun.”

Ela güldü.

“Ne yapayım? Alışkanlık.”

“Belli.”

İkimiz de güldük.

Sonra Ela bana baktı.

“İlbilge.”

“Efendim?”

“Bugün işe gidecek misin?”

“Evet.”

“Yaran nasıl?”

“Daha iyi.”

Ela yüzüme baktı.

“Gerçekten mi?”

“Gerçekten.”

“İyi.”

Bir an durdu.

“Yine de dikkat et.”

“Ederim.”

Ela çayından bir yudum aldı.

Sonra tekrar bana baktı.

“Akşam bize gelir misin?”

Bir an düşündüm.

“Bugün mü?”

“Evet.”

“Olur.”

Ela'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

“Tamam.”

Bir süre daha oturduktan sonra ayağa kalktı.

“Ben artık gideyim.”

“Daha yeni geldin.”

“Senin de hazırlanman lazım.”

“Daha var.”

Ela gülümsedi.

“Yine de seni tutmayayım.”

Kapıya kadar birlikte gittik.

Tam çıkacakken bana döndü.

“Akşam bekliyoruz.”

Başımı salladım.

“Gelirim.”

Ela gülümsedi.

“Tamam kızım.”

Kapıyı kapattıktan sonra birkaç saniye olduğum yerde kaldım.

Sonra mutfağa geri döndüm.

Masadaki kahvaltılıklara baktım.

Dün akşam da,

“Yine gel.”

demişti.

Bugün sabah da evime gelmişti.

İçimde garip bir his vardı.

Sanki yavaş yavaş alışıyordum.

Telefonumu elime aldım.

Bir an Demir'in fotoğrafını açmayı düşündüm.

Sonra vazgeçtim.

Bugün ona anlatacak yeni bir şeyim vardı.

Ama önce işe gitmem gerekiyordu.