Keşfet

19. BÖLÜM — FARKINA VARMAK

YİTİK IŞIK

19. BÖLÜM — FARKINA VARMAK

Ertesi sabah Kaan erkenden adliyeye gitti.

Masasına oturduğunda aklı yine dün geceye gitti.

Özellikle kapıda İlbilge'ye söylediği söz aklına takılmıştı.

“İyi geceler, kardeşim.”

O an bunu düşünmeden söylemişti.

İçinden gelmişti.

Ama eve döndüğünde bir şeyi fark etmişti.

Kendisi artık İlbilge'yi kardeşi olarak görmek istiyordu.

Peki İlbilge ne düşünüyordu?

Telefonunu eline aldı.

İlbilge'nin numarasını açtı.

Mesaj yazmayı düşündü ama vazgeçti.

Bunu telefonda sormak istemiyordu.

Akşam olduğunda eve geçti.

Asil salonda oturuyordu.

Agah da mutfaktan çıkıp yanlarına geldi.

Kaan koltuğa oturdu.

“Asil.”

“Efendim?”

“Bir şey soracağım.”

Asil ona baktı.

“Sor.”

“Biz biraz hızlı mı gidiyoruz?”

Agah kaşlarını kaldırdı.

“Nereden çıktı?”

“İlbilge'yle ilgili.”

Asil bir şey söylemeden onu dinledi.

Kaan devam etti.

“Ben bazen onun ne düşündüğünü sormadan hareket ediyorum.”

Agah koltuğa oturdu.

“Mesela?”

“Dün gece.”

Asil ne demek istediğini anlamıştı.

“Kardeşim demen mi?”

“Evet.”

Agah hafifçe gülümsedi.

“Bunu duyduk.”

“Benim için güzel bir şeydi.”

“Belli.”

Kaan başını eğdi.

“Ama onun için de aynı mı, bilmiyorum.”

Asil sakin bir şekilde cevap verdi.

“O zaman sorarsın.”

Kaan başını kaldırdı.

“Öyle yapacağım.”

Tam o sırada kapı çaldı.

Asil ayağa kalktı.

“Ben açarım.”

Kapıyı açtığında İlbilge karşısındaydı.

“Hoş geldin.”

“Hoş buldum.”

İlbilge içeri girdi.

Kaan ayağa kalktı.

“Hoş geldin.”

“Hoş bulduk.”

İlbilge salona geçip koltuğa oturdu.

Kaan birkaç dakika bekledi.

Sonra yanına geldi.

“İlbilge.”

“Efendim?”

“Dün gece bir şey söyledim.”

İlbilge ona baktı.

“Kardeşim dedin.”

Kaan gülümsedi.

“Evet.”

“Rahatsız oldun mu?”

İlbilge kısa bir süre düşündü.

“Hayır.”

“Gerçekten mi?”

“Gerçekten.”

Kaan'ın yüzündeki gerginlik biraz azaldı.

İlbilge ona baktı.

“Sen benim ağabeyimsin sonuçta.”

Kaan bir an ne diyeceğini bilemedi.

“Biliyorum.”

“Ben sadece... Buna alışıyorum.”

Kaan başını salladı.

“Ben de.”

İlbilge hafifçe gülümsedi.

“Sanırım ikimiz de aynı şeyi yaşıyoruz.”

“Evet.”

Kaan koltuğun kenarına oturdu.

“Ben bazen fazla hızlı davranabilirim.”

“Olabilir.”

“Sen rahatsız olduğunda söylersin.”

“Merak etme, söylerim.”

Kaan güldü.

“Tamam. O zaman anlaştık.”

İlbilge de gülümsedi.

Bir süre sonra Kaan mutfağa geçti.

Asil ona baktı.

“Konuşabildin mi?”

“Evet.”

“Ne dedi?”

“Rahatsız olmamış.”

Agah mutfaktan su alırken araya girdi.

“Gördün mü? Boşuna düşünmüşsün.”

Kaan ona baktı.

“Yine de sormak istedim.”

Asil başını salladı.

“İyi yapmışsın.”

Kaan salona baktı.

İlbilge çayını içiyordu.

Bu kez Kaan'ın içi daha rahattı.

Yanına gidip konuşmak istedi ama hemen gitmedi.

Biraz sonra İlbilge bardağı masaya bırakıp,

“Çay soğuyacak,” dedi.

Kaan güldü.

“Annem görürse kızar.”

İlbilge de gülümsedi.

“Bence önce sen iç.”

Kaan mutfağa uzanıp kendi bardağını aldı.

“Tamam. İçiyorum.”

Agah başını iki yana salladı.

“İkiniz de aynı anneden çıkmışsınız belli.”

İlbilge ile Kaan birbirlerine baktı.

İkisi de gülmeye başladı.