Keşfet

28. BÖLÜM — YENİ GÖREV

YİTİK IŞIK

28. BÖLÜM — YENİ GÖREV

Sabah alarm çaldığında gözlerimi açmakta zorlandım.

Bir süre tavana baktım.

Sonra yataktan kalkıp hazırlanmaya başladım.

Komodinin üzerindeki zarfa gözüm takıldı.

Dün gece fotoğraflara uzun uzun bakmıştım.

Zarfı alıp çantama koydum.

Karargâha geldiğimde içerisi normalden daha hareketliydi.

Koridorda birkaç asker hızlı adımlarla ilerliyordu.

Ben de görev yerime geçtim.

Çok geçmeden Asil yanıma geldi.

“İlbilge.”

Ayağa kalktım.

“Efendim, komutanım?”

“Toplantı odasına geç.”

“Emredersiniz.”

Toplantı odasına girdiğimde birkaç asker daha vardı.

Asil dosyayı masanın üzerine bıraktı.

“Bugün yeni bir görevimiz var.”

Herkes dikkatini ona verdi.

Asil dosyayı açtı.

“Görev kısa sürecek. Önceliğimiz bilgi toplamak ve durumu yerinde değerlendirmek.”

Görevle ilgili detayları anlatmaya başladı.

Ben notlarımı alırken haritaya baktım.

Görev yeri Mardin'in dışında, daha önce bulunmadığım bir bölgeydi.

Asil ekipleri belirledi.

“Yüzbaşı İlbilge, siz de bu ekiptesiniz.”

“Emredersiniz.”

Toplantı sona erdi.

Herkes hazırlık yapmak için odadan çıkarken Asil beni durdurdu.

“Bir dakika.”

Döndüm.

“Efendim?”

“Omzun?”

“İyi.”

“Görev sırasında zorlanırsan söyle.”

“Emredersiniz.”

Asil yüzüme baktı.

“Bunu komutanın olarak söylüyorum.”

“Anladım.”

“Güzel.”

Odadan çıktım.

Hazırlıklarımı tamamlayıp ekibin yanına geçtim.

Görev düşündüğümüzden biraz daha uzun sürdü.

Öğleden sonra dönüş yoluna çıktığımızda hava kararmaya başlamıştı.

Karargâha döndüğümüzde herkes yorgundu.

Evrakları teslim edip çıkmaya hazırlanırken telefonum çaldı.

Kaan arıyordu.

Açtım.

“Efendim?”

“Bugün nerelerdeydin?”

“Görevdeydim.”

“Biliyorum.”

Şaşırdım.

“Nereden biliyorsun?”

“Asil söyledi.”

“Size neden söyledi?”

“Annem sormuş.”

“Ne sormuş?”

“Senin bugün nerede olduğunu.”

Gülümsedim.

“Annem merak mı etmiş?”

“Evet.”

“İyiymiş.”

Kaan güldü.

“Akşam gel.”

“Bugün mü?”

“Evet.”

“Yorgunum.”

“Çay içip oturacaksın. Senden koşmanı isteyen yok.”

Gülümsedim.

“Tamam.”

“Güzel. Seni bekliyoruz.”

Telefon kapandı.

Çantamı alıp karargahtan çıktım.

Eve gittiğimde kapıyı Ela açtı.

“Hoş geldin kızım.”

“Hoş buldum.”

“Çok yorulmuşsun.”

“Biraz.”

“Gel, içeri geç.”

Salona girdiğimde Kaan hemen konuştu.

“Sonunda geldi.”

“Çağıran sendin.”

“Ben olmasam gelmezdin.”

“Doğru.”

Kaan güldü.

Asil koltukta oturuyordu. Agah da yanında çay içiyordu.

Asil bana baktı.

“Görev nasıl geçti?”

“İyi.”

“Bir sorun oldu mu?”

“Hayır.”

“Güzel.”

Agah gözlerini omzuma çevirdi.

“Omzun?”

“İyi.”

“Bugün fazla zorlamadın, değil mi?”

Kaan hemen araya girdi.

“Daha yeni geldi, biraz rahat bırak.”

Agah ona baktı.

“Ben doktorum.”

“Biliyorum.”

“E o zaman?”

“Biraz bekle.”

Gülmeye başladım.

Ela mutfaktan seslendi.

“İlbilge, yemek hazır.”

“Anne, çok aç değilim.”

“Biraz ye.”

Kaan hemen araya girdi.

“Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?”

Ela salona geldi.

“Neymiş?”

“Yine tabağını dolduracaksın.”

Ela bana baktı.

“Acıktıysan doldururum.”

Gülümsedim.

“Biraz açım.”

Kaan bana baktı.

“Bak, kendi söyledi.”

“Sen sus.”

Masaya geçtik.

Yemek sırasında görevden biraz bahsettim.

Kaan merakla dinliyordu.

“Yani bütün gün dışarıda mıydınız?”

“Çoğunlukla.”

“Zor muydu?”

“Çok değil.”

Asil araya girdi.

“Görev normal geçti.”

Kaan ona baktı.

“Sen her şeyi normal görüyorsun.”

Asil gülümsedi.

“Çünkü işimiz bu.”

Agah çatalını bıraktı.

“Yarın dinlen.”

“Yarın görevim var.”

Agah kaşlarını kaldırdı.

“Tabii ki var.”

Kaan güldü.

“Bunu değiştiremezsin.”

Agah ona baktı.

“Denemek istiyorum.”

“Boşuna.”

İkisini dinlerken gülümsedim.

Hamit Ağa da masanın diğer ucundan bize bakıyordu.

Sonra bana döndü.

“Yarın da mı çalışacaksın?”

“Evet.”

“İşin yoğun.”

“Bazen.”

Başını salladı.

“İyi. İşini aksatma.”

“Tamam, baba.”

Bu kez kimse durmadı.

Sohbet kaldığı yerden devam etti.

Ben de yemeğimi yemeye devam ettim.

Yemekten sonra çay içtik.

Kaan bana baktı.

“Bu arada fotoğraflara baktın mı?”

“Baktım.”

“Hangisini en çok beğendin?”

“Bilmiyorum.”

“Benimkini.”

“Seninkini niye?”

“Çünkü en güzel benimki.”

Agah hemen araya girdi.

“Yine başladı.”

Kaan güldü.

“Ne var?”

Asil başını iki yana salladı.

“Çocuk gibisin.”

Kaan ona döndü.

“Sen de benim çocukluk fotoğrafımı beğenmiştin.”

“Ben hiçbir şey söylemedim.”

“Yüzünden belli.”

Hepimiz gülmeye başladık.

Bir süre sonra kalktım.

“Ben artık gideyim.”

Kaan hemen sordu.

“Yarın geliyor musun?”

“Bilmiyorum.”

“Yine mi?”

“Ne yapayım?”

“Bir gün net cevap ver.”

Gülümsedim.

“Bakarız.”

Kaan başını iki yana salladı.

“Tamam, bunu da cevap sayıyorum.”

Kapıya yöneldim.

Ela arkamdan seslendi.

“Dikkatli git kızım.”

“Tamam anne.”

Asil de ekledi.

“Yarın görüşürüz.”

“Görüşürüz.”

Agah bana baktı.

“Omzuna dikkat et.”

“Ederim.”

Evden çıktım.

Eve dönerken günün yorgunluğu hâlâ üzerimdeydi.

Ama yüzümde küçük bir gülümseme vardı.

Eve girdiğimde çantamı sandalyenin üzerine bıraktım.

Sonra telefonu elime aldım.

Ekranda yine aynı isim vardı.

Demir ❤️

Fotoğrafına baktım.

“Bugün de onlarla beraberdim.”

Bir an durdum.

Sonra hafifçe gülümsedim.

“Galiba artık bunu söylemek hoşuma gidiyor.”

Telefonu masaya bıraktım.

Işığı kapatıp odama geçtim.

Yorumlar

  • Ayla Malkoç: bu yeni görev konusunda daha fazla bilgi alabilsen keşke
  • Ramazan Zengin: Burası gerçekten hareketli artık dikkat kesilmelisin
  • Selin POLAT: Omzundaki bu acıya dikkat etmelisin herkesin çok derdi var
  • Yağmur Erdoğan: Fotosunu görmek seni mutlu etmiş gibi duruyor demek ki
  • Eda Zorlu: koltuğunda asil rahat durmuyor dikkat et ona