Keşfet

3

YİTİK IŞIK

BÖLÜM 3 — BEKLEYİŞ

İstanbul'a vardıklarında sabah olmuştu.

Hamit Ağa'nın içindeki huzursuzluk yol boyunca hiç dinmemişti. Hastanenin önüne geldiklerinde ise arabadan iner inmez Ela'nın yüzündeki endişeyi fark etti.

Ela hiç beklemeden hastanenin girişine yöneldi.

“İlbilge burada, değil mi?”

Kaan elindeki bilgilere bakarak başını salladı.

“Evet, bize verilen bilgi bu.”

Asil etrafına kısa bir bakış attı.

“Gidelim.”

Hep birlikte hastanenin içine girdiler.

Danışmaya geldiklerinde Kaan öne çıktı.

“İlbilge Karahan hakkında bilgi almak istiyoruz.”

Görevli bilgisayardan kayıtları kontrol etmeye başladı.

“Yakınınız mı?”

Kaan kısa bir süre durdu.

“Evet.”

Görevli ekrana baktı.

“Bir dakika.”

Ela ellerini birbirine kenetlemiş, görevlinin vereceği cevabı bekliyordu.

Birkaç saniye sonra görevli başını kaldırdı.

“Kaydı var.”

Ela'nın yüzünde kısa bir umut belirdi.

“Onu görebilir miyiz?”

Görevli yeniden bilgisayara baktı.

“Şu an odasında görünmüyor.”

Hamit Ağa hemen sordu:

“Nerede?”

“İlgili servise sorayım.”

Görevli telefonla görüşürken aile sessizce bekledi.

Hamit Ağa koridorun sonuna bakıyordu.

Üç yıldır beklediği kızına birkaç adım uzaklıkta olabileceğini düşünmek bile kalbinin daha hızlı atmasına yetiyordu.

Sonunda görevli telefonu kapattı ve onlara döndü.

“İlbilge Hanım sabaha karşı hastaneden ayrılmış.”

Ela'nın yüzündeki umut bir anda yerini şaşkınlığa bıraktı.

“Nasıl yani?”

“Ne zaman ayrılmış?”

“Sabaha karşı.”

Kaan kaşlarını çattı.

“Taburcu edilmiş mi?”

Görevli başını salladı.

“Dosyada doktor kontrolünden sonra hastaneden ayrıldığı bilgisi var.”

Asil hemen sordu:

“Nereye gittiğini biliyor musunuz?”

“Maalesef hayır.”

Ela birkaç saniye konuşamadı.

“Biz gelmeden gitmiş…”

Kaan annesine baktı.

“Evet.”

Ela'nın gözleri doldu.

“Onca yolu geldik, yine göremedik.”

Hamit Ağa sessizce koridora baktı.

Kızının burada olduğunu bilmek bile yıllardır taşıdığı özlemi daha ağır hâle getirmişti.

---

Saatler geçti.

Aile hastanenin bekleme bölümünde oturmaya devam etti.

Ela zaman zaman kapıya bakıyor, her açılışında İlbilge'nin geleceğini düşünüyordu.

“Belki geri gelir.”

Agah annesine baktı.

“Bilmiyoruz anne.”

“Belki doktor kontrolü için başka bir yere gitmiştir.”

Kaan telefonunu elinde tutarak başını kaldırdı.

“İlbilge'nin nerede olduğunu öğrenmeye çalışıyorum.”

Asil bir süredir sessizdi.

Sonunda ayağa kalktı.

“Baba.”

Hamit Ağa ona baktı.

“Efendim?”

“Burada daha fazla beklememizin bir anlamı yok.”

Hamit Ağa hemen cevap vermedi.

Asil devam etti:

“Onun buraya dönüp dönmeyeceğini bilmiyoruz.”

Kaan da ayağa kalktı.

“İstanbul'da kalıp onu arayabiliriz.”

Agah başını salladı.

“Bence de.”

Ela oğullarına baktı.

“Ya onu yine bulamazsak?”

Bu soru herkesin sessizleşmesine neden oldu.

Asil gözlerini yere indirdi.

“Bazen düşünüyorum da…”

Bir süre sustu.

“Öldüğünü bilseydik daha kolay olurdu.”

Ela'nın yüzü değişti.

“Asil…”

Asil hemen başını kaldırdı.

“Onun ölmesini istediğim için söylemiyorum anne.”

Sesi kırılmıştı.

“Tam tersine, yaşadığını bildiğimiz için umut ediyoruz. Ama nerede olduğunu bilmemek… Ona ulaşamamak…”

Kaan kardeşinin sözlerini tamamladı.

“İnsanı daha çok yoruyor.”

Agah sessizce başını salladı.

“En azından öldüğünü bilseydik bir mezarı olurdu, gider başında dua ederdik. Şimdi ise yaşadığını biliyoruz ama ona nasıl ulaşacağımızı bilmiyoruz.”

Ela'nın gözlerinden yaş süzüldü.

“Ben kızımı bulmak istiyorum.”

Hamit Ağa karısının yanına geldi.

“Bulacağız.”

Ela ona baktı.

“Ya bizi istemezse?”

Hamit Ağa birkaç saniye düşündü.

“Bizi tanımıyor.”

“Biliyorum.”

“Bu yüzden ondan hiçbir şey beklemeyeceğiz.”

Hamit Ağa'nın sesi sakindi.

“Önce onu bulacağız. Sonra kendimizi anlatacağız. Gerisi onun kararı.”

Asil başını salladı.

“Doğru.”

Kaan telefonunu cebine koydu.

“İstanbul'da kalıyoruz o zaman.”

Hamit Ağa kararlı bir şekilde cevap verdi.

“Evet.”

Agah ayağa kalktı.

“Onu bulmadan dönmeyiz.”

Hamit Ağa son kez hastanenin koridoruna baktı.

Yıllardır öldüğünü sandığı kızı birkaç saat önce bu hastanedeydi.

Şimdi ise gitmişti.

Onca yıl sonra kızına bu kadar yaklaşmışken yine ona ulaşamamışlardı.

---

Aynı saatlerde İlbilge birliğe dönmüş, kendisini bekleyen görevin başına geçmişti.

Ailesinin İstanbul'a geldiğinden haberi yoktu.

Mardin'den gelen ailesi ise onun birkaç saat önce hastaneden ayrıldığını bilmiyordu.

İki taraf aynı şehirdeydi.

Birbirlerine hiç olmadıkları kadar yakındılar.

Ama henüz birbirlerini bulamamışlardı.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok haklısın ya
  • Kaan Duman: asilin sözleri aklımda kalacak zor bir durum gerçekten
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: aynen ya canım içi çok teşekkür ederim
  • Aslı Akçay: Elanın umudu bir anda yok oldu çok üzücüydü