1:Gölgenin Ardında
Ölenler, yaşayanlar, gölge olarak kalanlar…
Yılan Avı perdeyi ikinci kez açarak geri kalan her şeyi kapatıyor. Kırılma noktasını bir artık bir efsane olarak kaldı. Orayı geçtiniz. Umarım geçmişsinizdir. O noktada ölen herkes burada hiçbir adım dahi atamaz. Asıl kaos şimdi başlıyor. Gerçek bir hayat ile cehennem arasındaki çizginin tamda ortasındasınız. Bulunacağınız bu yerde sadece yanacaksınız. Başka hiçbir şey olmayacak.
Ne bana karşı bir itaat olacak ne de diğerlerine karşı. Sadece ateşin verdiği kızgınlıktan dolayı duyulan bir acı… Hiçbir şansı olmayan birine göre bu hayatta boyun eğmek yerine direnmek kendi acısını katlamaktır. Kurallar devam ediyor. Öyleyse aynı şeylerin sürekli tekrar etmesi garip değil mi?
Her zaman bir kural illaki hatırlatılıyor. Birilerine boyun eğiliyor. Acı çekmeye razı geliniyor. Kimse çıkıp buna bir son verelim demiyor. Herkes kendi krallığını yeniden veya yoktan kurmak istiyor. Karşı gelen yok. Hepsi öldü. Onlar acı çekmek istemiyordu. Zorunda kaldılar.
İnsanlığın kendi çıkarları için, acımadan diğerlerini harcayıp ezdiği bu dünyada karşı gelen tek kişi sensin. Şu ana kadar sendin. Nasıl karşı gelebilirsin ki. Sen öldün. Hikâyenin en başında bize çektirdiğin her bir acıyı sen de çektin. En sonunda ise dayanamayıp öldün.
Şimdi bu süre boyunca yaptığın her bir şeyin cezasını ödeyeceksin. Bunun zorundasın. Şu kısımda yeni olaylar olmayacak.
Olayları biz sana izleteceğiz. Sana ise doğrulatacağız. Eğer yanlış cevap verirsen cezanı çekersin. Akıllı olmak değil dürüst olmak önemlidir. Bilmelisin ki tek bir yanlışında sonsuza kadar acı çekeceksin. Kelimelerinin hepsini özenle seçmelisin. En azından ölmemek için.
Seni şu anki gibi savunacak kimse olmayacak. Buna hazır mısın? Kimse seni savunmadan kendin konuşabilirsin umarım. Orada yapacak bir şeyin olmayacaktır. Şimdiden burada yapacağın konuşmayı hazırlamalısın. Konuşacak kelimen kalmayınca yapacak bir şeyin olmalıdır.
Hiç olmasa bile dürüstçe bilmediğini ya da konuşacak kelimen kalmadığını dile getir. Sadece kendi yaptıklarının cezasını çekip kurtulursun. Yalan söyleyip acını katlamak… Sana mantıklı geliyor mu? Gerçi kimin aklına mantıklı gelir ki. O yüzden akla yatmayan şeyleri her zaman söylemek doğru olmaz.
Diğer hayatında görüşeceğiz. Göreceğiz o zaman kim kime gülüp eğleniyor. Cehennem yöneticileri sana gerekli şeyi verecektir. Tam yanarken seninle son kez güzel bir dakikalarımız olacak. Ben sonsuza kadar eğlenirken, sen benden nefret edeceksin. Belki sen kendi içinde haklı olabilirsin.
Ben gelene kadar öyle olacaktır. Geldiğim anda sesin bile çıkmayacak. Konuşmaya kalkacaksın. Ağzın bile açılamayacak. Sana karşı olan bir oyunum budur. Benim olduğum ortamda beni düşürecek tek bir cümle bile söyleyemezsin. Ağzın sadece beni yukarıda olduğum için övmeye açılacaktır. Yapabildiğin tek şey bu çünkü.
Herkesi düşüren sözlerin beni yüceltecek. Bunu bile isteye yapacaksın. İtiraz etmene gerek yok. Benim olmadığım ortamda bile düşüremeyeceksin. Öyle bir şey yapacağım ki arkadaşlarının tek övüp konuştuğu kişi ben olacağım. Daha çok kinleneceksin. Nefretin gittikçe artacak.
Adım geçtiğinde bile katlanamayacaksın. Benimle ilgili onlarca planın olacak. Hiçbiri gerçek olmayacak. Nefret ve öfke beslediğin birini sadece övmeye açılan ağzın için kendine bile kızacaksın. Ama çare yok. Gerçi yapacağın tek şey buydu. Düşünceler içini yiyecek. Senin cezanda bu olacak.
Üzgünüm demek isterdim ama yapamam. Üzgün falan değilim yapmasaydın şu an bunlar olmazdı. Çoğu şeyin sorumlusu sensin. İçinde bulduğun durumun sorumlusu da sensin. Arkadaşlarını kaybettiğin içinde sorumlusu sensin. Fazla şımarıp yaptığın şeyler sana geri dönüyor.
Aklın biraz ne olurda ben daha çok gelişirim diye çalışsaydı bunlar yine olmazdı. Hayatının, arkadaşlarının, cezanın nedeni her zaman sen oldun. Aklıma geldiğinde üzüldüğüm tek bir an var. Seninle geçirerek harcadığım zamana üzülüyorum. Keşke yapmasaydım dediğim günlere üzülüyorum.
Geri kalan bütün zamanımı senin cezanı gördükçe eğleniyorum. Elimde bir bardak içecek ile gün boyu delirişini izlemek sevdiğim bir alışkanlık oldu. Artık ne zaman yüzüm düşse senin durumlarını izleyip eğleneceğim. Bana bu hobiyi verdiğin için çok teşekkür ederim. Artık geçirdiğim tüm zaman bu oldu.
İyiki de bu olmuş diye kendime ne kadar şükrediyorum bilemezsin. Bilmene de gerek yok zaten. Senin acılarını bir ara seninle izlemek isterim. O zamana kadar mezara girmezsen izleriz ama. Tam olarak söz veremem. Ölümünün sorumlusu ben olmayacağım çünkü. Ölümünün sorumlusu da yine sen olacaksın.
Kendi içinde olmayan şeyleri düşünüp kafanda kuracaksın. Aklın seninle oyun oynayacak. Yeri gelecek nefesini kesecek. Yeri gelecek aklınla oynayacak. İllüzyonun çıkışını araman gerek. Bu çıkış seni huzura kavuşturup tüm bunlardan kurtulacaksın. Sadece tek bir sorunumuz var.
Sen bu illüzyonun çıkışını ararken kayboldun. Çıkış gittikçe kapanıyor. Ne yapacaksın? Burada bir kere kaybolmak bir daha çıkışı görmeden ilerlemektir. Bir daha çıkış yok. Olamayacakta. Yak. Kimseye zararın olmadan kendi içinde yan. Boyun eğmek bu anlama gelir.
Yık. Aşılmaz sert duvarlarını boyun eğerek yık. Ez. Vazgeçilmez hayallerini boyun eğmek umuduna ez. Geç. Vazgeçmezsen hayal kırıklığına uğrarsın. Esir olan biri zaten hayallerini gerçekleştiremeyecek. Yapmak istemediğin şeyleri yapmak zorunda kalacaksın.
Hayattan kopacaksın. Belki bu dünyada öleceksin ama ruhun hala yaşayacak. Her gün bana karşı nefret hissedeceksin. Nafile… hiçbir işe yaramayacak. Orada yaptığın şeylerin bana bir karşılığı olmayacak. Sözlerin sadece seni yoracak. Her dakika olanları düşüneceksin.
O zaman yapıp ta pişman olduğun onlarca şey olacak. Neyin ne olduğunu bile bilemeyeceksin. Aklını kaçıracak. Her dakika gerçek olmayan gölgeler göreceksin. Stresten oluyor diyeceksin. Hayır. Hiçbiri stresten olmuyor. Sen kendi aklınla oynayarak sahte senaryolar kuruyorsun.
Belki bunun farkındasın ama bir çaresi yok. Aklın her dakika yeni bir şey çıkarıyor. Ne olduğunu bilmiyorsun. Sadece katlanmak zorundasın. Belki bunlara katlanamayacaksın. O zaman ne olacak. Tekrar ölmeyi mi düşüneceksin. Şu an nerede olduğunun farkındasın değil mi?
Sen şu an öbür dünyadasın. Ölülerin yaşadığı bir yer. Hayatını iyi biri gibi geçinerek harcayanlar haksız kazançla ödül alıyor. Diğerleri ise gerçekleri savunduğu için ceza alıyor. Bu şu an olduğumuz dünya için bile geçerliydi. İyi ve masum görünen herkes seni sırtından bıçakladı.
İnanmadın. İnanmak istemedin. Masum görünen birinin seni sırtından bıçaklayacağını düşünemedin. Sevmek bile istemediğin düşmanım dediğin kişide bütün suçları aradın. Onun yapmış olabileceği hakkında fikirler ürettin. Haksız yere bir insanı suçladın. Bu sefer onun bir suçu yok.
Şimdi asıl kötü olan o mu yoksa sen misin? Kendine bir dönüp bak. Kendini çok mu iyi sanıyorsun. Bırak o zaman diğerlerine karışmayı. Bırak o zaman diğerlerine sebepsiz suç atmayı. Hayatlarını senin iftiraları ile geçirecek değiller. Herkesin bir hayatı vardır ve senin onu karalayıp atmana gerek bile yok.
Eğer çok istiyorsan kendini suçla. Kusuru önce kendinde ara. Bulduğun kusurları diğerlerine yansıtma. Rahatça halledilebilecek konuları uzatma. Her şeyin bir bedeli vardır. O bedel ne kadar ağır olursa olsun katlanacaksın. Onların sana katlandığı gibi sen de bu bedelin yüküne katlanacaksın.
İtiraz etmene izin yok. İtiraz edip bırakmaya çalışırsan yük katlanarak daha çok artar. Bırakmaya çalıştığın her yük sana katlanarak gelir. Onları birden fırlatma. Anlamaya çalış. Sorunsuz bir şekilde çözebilirsin ama sen ısrar ediyorsun. Onu inkâr edip olayı büyütmek daha iyi geliyor.
Hayat sana zor geldi diye diğerlerine de mi zor kılacaksın. Daha çok beklersin. Pars sana bunu izin verir mi sence? Hayır. Buradan ölmeden çıkamazsın. Hiç kimse sana bunu yapma izni vermedi. Kurallara uymadığın için ve iznin olmayan şeyleri yapmaktan dolayı sana verilen cezaları katlayarak arttıracağız.
Cezalara bile katlanırken birkaç kurallar olacak. Bunları öğrenmek senin hayatını daha ç