Keşfet

10:Kırılma Noktası/FİNAL

YILAN AVI (KİTAP OLDU)

İnsanları bir hiçlik uğruna yok etmek… Kimse anlamayacaktı. Bilen tek kişi ben olacaktım. Bu hayatın tadı sadece bu şekilde çıkardı. İllaki bir şekilde bunu görecektin. İnsanların acı dolu çığlıkları zevk veriyordu.

Görmeliydin. Yara almış bir şekilde kanlar içinde yatarken yalvarışlarını. Vücudunun her bir yanı uyuşurken hiçbir şey yapamayışlarını. Ölümünü beklerken içinde oldukları durumu. Görmeliydin.

Yapacak bir şey yoktu. Öyle değil mi Şah? Ölümünü beklerken yüzünden okunan çaresizliği görmek ne güzeldi. Yaşıyorsun. Benim sayemde buradasın. Sorguluyorsun. Seni neden buraya getirdiğimi soruyorsun.

Ama o kadar şaşıracağın bir sebebim yok. Sadece yaşamanı istedim. Yaşayıp örgütün başında kalmanı istedim. Bu örgüt bana değil sana ait. Kurucusu benim sadece. Biliyorsun. Örgüte ilk geldiğinde sana verilen o sözleşmeyi. Ölmediğin sürece hiçbir şekilde örgütten ayrılamayacağını…

Bunu bilerek örgüte katıldın. Ama şimdi kendi canına kıyıyorsun. Bunu yapmaya hakkın yok. Evet, bunu yapacağını biliyorduk. Lakin ne zaman yapacağını bilmiyorduk. Bu yüzden son kuralı koyduk.

Kural 5: Hayat güzelliklerden ibaret değil, acıya katlan.

Senden tek bir isteğimiz olmuştu. Onu da yerine getiremedin. Bencilce davrandın. En çok bana bencilsin dedin. Tam tersiydi. Aslen bunu yapan sendin. Üstüme onlarca iftira attın. Hiçbir şey demedim.

Sürekli devam ettin. Sonrasında sen beni değiştirdin dedin. Senin yüzünden bu haldeyim dedin. Kabul ettim. Daha kötü yapmadım. Sen kendine oyunu oynadın. Seni defalarca uyardım. Senin tek cümlen ise senden nefret ediyorum, oldu.

Bu kadar nefretini sağlayacak ne yaptım. Yapmadım. Beni en çok yanlış anlayan sen oldun. Dinlemeye bile kalkışmadın. Tek yaptığın şey iftira ve yalan oldu. Seni bu örgütün başına beni yalanlaman için koymadım.

Benimde bir sınırım var. Sen o sınırları çoktan aştın.

Sana karşı olacak tek çözümüm bundan sonra acıydı. Hiçbir şey hak etmiyorsun. Bugüne kadar sürekli çelişki içinde oldun. Kimseye karşı bir kötülüğüm olmadı, dedin. Neden devamında insanları öldürdün.

Açıklama olarak ise hak ediyor dedin. Söylesene kendine artık ne kadar haklı demeye devam edebilirsin. Ben olsam hatamı kabul edip sonuçlarına katlanırdım. Böyle deyip sonuçlarına katlanmayı reddetmedim.

Hikâyenin arkasındakini anlatmadık diye yaşamamış olmuyoruz. Bizim için perde arkası çok önemlidir. Bu yüzden Kılıç ile savaşa girmekten kaçınmıyorum. Önceden yaşanan şeyleri hala hatırlıyoruz.

Onları yok saymıyoruz. Daha çok hatırlayıp ona göre hareket ediyoruz. Planımızı ona göre yapıyoruz. Anlık gelen fikirler ile hareket edip sonrasında olan şeylere şaşırmayız. Anlık gelen her güç ve cesaret yarının pişmanlığıdır.

Bir adım atmak için bile önceden plan yapmıyor muyuz? Az sonra nereye gideceğini bilip ona göre ilerleriz. Bu zaten böyle değil midir? Önce yapacağın plan, sonrasında adım atılmasıdır. Yaşam buna göre belirlenir.

İleride ne olacağına kadar yaptığın her seçimde birden fazla kez kader değişir. Her bir kader birbirinden farklıdır. Tabi seninkini bilemeyiz. Sadece tahminde bulunabiliriz. Fakat bariz şekilde bellidir.

Senin olabilecek tek bir kaderin var. Sahne arkasına dönüp bakalım diyoruz. O zaman farklı bir kader bulabiliriz. Yok. Tek bir kaderde sıkışıp kaldın. Kalan son hayatında burada bitecek. Sahne arkası bile bulunmayan birinden ne beklenir ki…

Kaçmak istediğin yere sıkışıp kaldın. Kendine ait her şeyini anlatmak kaderini kısıtlardı. Bilerek anlattın. Ne olacak, diye düşündüğün her şey seni köşeye sıkıştırdı. Son anına kadar peşinde olacağız.

Gecenin bir vakti ışık arayacaksın. Her bir köşede bir ışık görmek isteyeceksin. Bulamazsın. Açık olan bütün ışıklar kapanacak. Yanından geçtiğin her ışık patlayacak. Her yanın kapkaranlık kalacak. Aydınlatmaya yetemeyeceksin.

Her seferinde ölümle burun buruna gelmiştin. Bu sefer yüz yüze tanışacaksın. Uğrayıp gitmeyecek. Saatlerce yanında kalacak. Aldığın her bir nefeste süren kısalacak. O süre bittiğinde ise sende nefes almayı bırakacaksın.

Artık gözlerin tamamen kapalı olacak. Bahsedilen işkenceler belki sana uygulanacak. Belki de sadece bir yere gömülüp yerin bile bilinmeyecek. Adın kötülükle anılacak. İyilikle değil. Burada kimse sana iyi biri olduğunu söyleyemedi.

Aksine en çok korkulup itaat edilmemesi için direnenlerden oluştu hepsi. Bunun farkına varamadın. Keşke varabilseydin. Anlardın. Senden neden nefret ettiklerini anlardın. Olmadı. Şu an sadece bir hastane yatağında duruyordun.

Merak ediyorsun. Cevabını bilsen bile merak etmeden duramıyorsun. Benim böyle bir şey yapamayacağımı düşündün. Benim bir amaç uğruna yapacağımı düşündün. Çok yanılmışsın. Asıl gerçek hiçbiri değildi.

 Sadece bir amaç uğruna mı yapardım. Asla. Bunu ikimizde biliyoruz. Benim istediğim olmadığı sürece kimsenin istediği olamaz. Ne sen ne de Fırtına… İkinizde yaşamak zorundasınız.

Ölmenize izin vermiyorum. Ben yaşamaya devam ettikçe kimsenin ölmesine izin vermem. Ben Kaan Tunga olduğum sürece bütün örgüt üyeleri yaşamaya devam edecek. Bu sadece bir emir değil yaşam kuralıdır.

İstediğiniz gibi hitap edin. Gerçeği değiştiremezsiniz. Size ilk başta adımı ve soyadımı söylemiştim. Siz sadece soyadımı kullanmayı tercih ettiniz. Bazılarınız soyadımı kullanmaktan adımı unuttu.

Buna izin vermeyeceğim. Yaşadığınız her saniye size adımı hatırlatacağım. Aklınızda var olacağım. Gittiğiniz her yerde olacağım. Önce zihniniz benimle oyun oynuyor böyle bir şey olamaz, dersiniz.

Asılda orada olurum. İzlerim. Görürüm. Duyar ve hissederim. Delirene kadar var olurum. Delirdikten sonra görünmeme gerek yok. Siz kendiniz beni oluşturacaksınız. Zihninize işleyeceğim.

Vereceğiniz her kararda ben olacağım. Yanılıyorsun bunun olması imkânsız, demeyin. Bir bakmışsınız her gece rüyalarındayım. Her gün aklındayım. Her kararında varım. Seni delirtecek düzeyde aklına geliyorum.

Takıntı ya da bağımlılık değil. Sen aklını kaçırdın. Psikolojini bozdun. Bu benim sayemde olmadı. Sen kendin isteyerek bozdun. Uyarmaya çalıştım. Nefes al dedim. Dinlemedin ve ölüme mahkûm oldun.

Sonsuza kadar benimlesin. Kontrolün benim elimde. Hayatın, geçmişin ve geleceğini bundan sonra ben yöneteceğim. Belki gülüp geçersin. Dalga konusu yaparsın. Belki de ciddiye alırsın. Etrafına bıraktığım etkiyi konuşursun.

Seçimin senin. Nede olsa her ikisinde de bağlanacaksın. Bu evrene, bu dünyaya bağlanacaksın.  Görmediğin her bir ipucu seni biraz daha içine çekecek. Hayatının sonuna kadar bu şekilde yaşayacaksın.

İşkence ile dolup taşan bir hayat… Bunu kim ister ki. Delirmiş olanlar bile uzak durur. Sen neden uzak kalmadın. O işkenceye ortak oldun. Yapmadım, diyorsun. Yaptın. Şu an burada bu haldeysek senin yüzünden oldu.

Hayatımızı mahvettin. Ölümle burun buruna geldik. Devam ettin. Her defasında bizi biraz daha ölüme sürükledin. Neden yaptın. Biz bunun olmasını istemiyorduk. Hep aynı kalsaydık olmaz mıydı?

Sen hiç buna başlamamış olsaydın. Sen hiç bunu görmemiş olsaydın bunlar olmazdı. Sadece benim değil bütün herkesin hayatını mahvettin. Mutlu musun? Olduğun durumdan mutlu musun şu an?

Hayatın çok mu güzel gidiyor. Öyleyse neden bizim hayatımıza karışıyorsun. Herkes bir noktada durup ne yaptığına bakmalıdır. Sen hiç baktın mı? Neden bunu yaptım, diye kendini sorguladın mı?

Bunun olmasını ikimizde istemedik. Devam etmek istemedin. Zorlandın. Umutlandın. Yanıldın. Burada olduğun bütün süre boyunca sadece kaos çıkarmaktan başka hiçbir şey yapmadın.

Eminim bundan sonra da yapmayacaksın. Alıştın. İnsanların acı içinde ölmesini seyretmeye, onların acı dolu hikayelerini umursamadan dinlemeye alıştın.  Bunu neden yaptın… Örgütün tek isteği güzel ve huzurlu bir hayat olması için çabalamaktı.

Yapamadık. Aksine huzursuz ve rahatsız edici bir hayata katkıda bulundu. Suçları sana yıkmak istemem. Elbette herkesin bir suçu vardır. Seninki ise acı çekmemize izin vermekti. Olduğun yerde durup bu kadar yeter demek çok mu zordu?

Sen bunları oturduğun yerde dinlersin. Biz ise hareketle. Gerçekten olanları yaşayarak sana anlatırız. İster ciddiye alırsın. İs