4:Geri Dönüş Yok
O kötü biri. En başta o bana ihanet etti. Sonra da ona… Kendini üstün görüyor. Ama kimse kimseden üstün değildir. Ben herkesi seviyorum. Sizde beni sever misiniz? İhtiyacım var. Sevgiye. İlgi gösterilmesine…
Benim ailem ben büyüdükten sonra benden nefret etti. Onların sevgisi ve ilgisi bir yere kadardı. Ben artık kimseye güvenmiyorum. Benim güvenim çok fazla kez kırıldı çünkü. Bana ihanet ettiler. Arkamdan iş yaptılar. Yüzüme güldükten sonra, sırt çevirdiğim herkes benden iğrendi.
Ben böyle biri olmak istemedim. Ben hiç kimseden iğrenmedim. Ama siz neden bunu yapıyorsunuz. Tunga. Neden bana bunu yaptın. Benim sana hiçbir zaman kötülüğüm olmadı. Ben seni hep sevdim. Sevmeye devamda edeceğim. Ama… bu haldeyken kimseyi sevemem. Çünkü sen benden duygularımı aldın. Neden aldın? Ben hiç olamamış gibi devam etmek istiyorum. Ama yapamıyorum.
Aldığım her nefes Şahmeran tarafından engelleniyor. Hareket etmem zorlaşıyor. Ne yapmalıyım? Ne yapacağım. Devam edip kurtarmam gereken bir geleceğim var. Başkaları için kendi geleceğimi hiçe sayamam. Başkalarının iyiliği için değil, kendi iyiliğim için buradayım.
Kendimi kurtarmam gerek. Beni bu kuyudan çıkaracak tek bir kişi var. O kişide benim. Buradan çıkabilirim. Sakin olmalıyım. Gözümü kapatıp biraz sakinleşmeye çalışacağım. Derin bir nefes… Şahmeran’ın tuzağından beni kurtaracak.
Nefes al. Yılan Avı sardığı yerden kopuyor. Tekrar derin bir nefes daha… Şahmeran senden uzaklaşıyor… Biri geliyor. Burada birinin olmaması lazım! Kim. Oradaki kim? Gözlerimi açamıyorum.
Oradaki kişi kim? Hissediyor gibiyim. Beni kurtaracak biri mi. Yoksa daha da derine sürükleyecek olan mı? O… Tunga! Hayır. Olamaz. Olmamalı… Tunga’nın burada işi yok. Yılanlar tekrar sarmaya başladı.
Şahmeran beni fark etti. Hayır. Uzaklaşman lazım. Uzaklaşmam lazım. Aldığım nefesi hissetmiyorum. Ellerim bağlanmış, dizlerimin bağı çözülmüş gibiyim. Neden bu şekildeyim. Kalp atışlarım hızlandı.
Hayır. Bir daha aynı şeyin olmasını istemiyorum. Biliyorum. Gelecek. Bu atışları biliyorum. Duracak. Biraz sonra duracak. Ben yaşamıyor olacağım. Hayır. Daha zamanım vardı benim. Öyle söylenmişti.
Tunga öyle söyledi! Gerçekten zamanım var benim… Benim yaşamam gerek. Tunga… Yakınımda olduğunu hissedebiliyorum. Benim zamanım var değil mi. Ben hala yaşayabilirim. Bana zaman verir misin?
En derinlerden boğuk bir ses geldi.
“Zamanın doldu… Artık Şah değilsin. Yönetim benimdir. Burası artık benden sorumlu. Sen artık bir ölüsün!”
Hayır. Olmamalı. Benim daha zamanım var. Ben yaşıyorum. Bana biraz daha zaman ver. Ne istersen yapacağım ama bana biraz daha zaman ver. Bana zaman ver Tunga… Yönetim senin olsun zamanı bana ver.
Benim daha yaşamam gerekiyor. Bırak beni. Bırak kendi hayatımı yaşayayım. Hiçbir şey konuşmayacağım. Sadece kendi hayatımı geri istiyorum. Kimse bir şey bilmeyecek. Lütfen. Sana yalvarıyorum bana hayatımı geri ver.
Bana ailemi ver. Her şeyi al ama bana ailemi ve hayatımı bana bırak. Bunu yapar mısın? Bana güven lütfen. Ben senin isteklerini hiçbir zaman geri çevirmedim. Sende bir kez olsun bana bunu yapar mısın? Sana verdiğim her sözümü, her yeminimi yerine getirdim.
Karşılık olarak hiçbir şey istemedim. Ama bir kez olsun isteyebilir miyim? Beni serbest bırak. Burada yaşayamıyorum. Yaşamak istiyorum.
Ama kimse buna izin vermiyor. Sen bana yardım eder misin? Sana ve yaptıklarına rağmen olan sadakatim adına yapabilir misin? Ben eski hayatımı geri istiyorum. Bana bunu verebilecek misin?
Lütfen benim için bunu yapar mısın? O ses yine geldi.
“Yaptıklarının karşılığını şimdi mi istiyorsun ve birde benim sana bunu verebileceğimi düşünmen ne kadar da gülünç… Hiçbir zaman isteklerine sahip olamayacaksın. Sadece benim emrim altında çalışacaksın.”
O an büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Kalbim yavaş yavaş parçalanıp yok olduğunu hissedebiliyordum. Yaptığım onca şeyin sadece boşa olduğunu hissetmek… Tunga için onlarca şey feda etmiştim. Onlarca şeyden vazgeçmiştim.
En başta da kendim vardım. Her zaman. Tunga için her zaman bir şeyden vazgeçebilirdim. Ama bu yaptıklarımın boşa olduğunu öğrenmek beni daha da kötüleştiriyordu. En başından beri onunla anlaşma yapmak istiyordum.
Ama Tunga’nın tehditleri hiçbir zaman bitmedi. Sürekli bir şantaj, sürekli bir tehdit içindeydim. Ne yapacağımı bilemiyordum. Artık son noktam olabilirdi. Ne yaptığımı ne yapabildiğimi bilmiyorum. Bilemiyorum. Artık hiçbir şeyin kontrolü bende değil.
İpler elimden istemsizce alındı. İplerin hakimiyeti zorla bir başkasına ait oldu. Aslında istemiyordum. Zorla bana bir şey yaptırılmasından nefret ederim. Ama karşı da koyamam.
Çünkü ben hiçbir zaman bana yapılan haksızlığa sesimi çıkaramadım. Çıkartamadım. Ne zaman kendimi savunmaya çalışsam susturuldum. Aşağılandım. Ezildim. Ben ezildikçe onlar güçlendi. Onlar güçlendikçe ben daha da ezilmeye ve susmaya başladım.
Yapacak bir gücüm yoktu. Bulacak bir çarem yoktu. Ama o varken vardı. O yokken de yok… O sadece benim hayatımı kurtarmakla kalmadı. Benim bile kendime yapmadığım şeyi yaptı. En baştan tertemiz bir sayfa açtı.
O sayfada tek bir çizik yoktu. Tek bir karalama veya yırtık yoktu. Tertemiz ve sapasağlam bir sayfaydı. Bu benim için çok garipti çünkü hep kendime yırtılmış, kirli ve karalanmış sayfalar açardım. Temiz bir sayfam olmadığını sanırdım. Ama o bunun tam tersini bana kanıtladı. Benim de temiz bir sayfam olduğunu bana kanıtlayabildi.
Onun yanına gidip bana böyle bir iyilikte bulunduğu için teşekkür ettim. Tertemiz o sayfamda ona da yer verdim. Bana iyi davrananlar her zaman benim için sayfanın en başında yer almalılardır.
Onlara ne kadar borçlu ve minnettar olduğumu saatlerce yazmak için… Ona karşı düşmanmış gibi durmam gerekiyor. Kin ve nefret beslemem lazım. Ona karşı öfkeli olmam lazım. Ama yapamıyorum. O benim arkadaşımdı. O benim sırdaşımdı.
Şimdi onunla bu şekilde yolları ayırmak çok acı verici bir his. Tunga’nın bakısı çok yorucu. Onunla yan yana olmak isterken neden karşı karşıyayım? Biz onunla arkadaş değil miydik?
Tunga’nın bana karşı yaptıklarını bile bile neden beni kurtarmadı? Eğer Tunga’ya karşı gelseydi bunların hiçbiri olmazdı. Ben onun yanında olurdum. Tunga ise tek… O hiçbir zaman tek olmayı hak etmedi. Tek olması gereken Tunga iken onun tek olması…
İçimi acıtıyor. Tunga’nın duymaması için ondan bu şekilde bahsetmek bile içimi acıtıyor. Asıl boğulması gereken kişi sensin Tunga! Ben ya da o değil! Boğulması gereken kişi sensin… Ama nasıl yapacağım. Tunga’yı kendi karanlığında nasıl boğacağım. O olsa bana yardım ederdi. Ama o da yok ki…
Gitti. Tanıdığım herkes gitti. Benden uzaklaştı. Ya da kişiliği değişti. Bir şekilde benim tanıdığım kişi olmaktan çıktılar. Ben ise hala dönmelerini bekledim. Bu süreçte de tek kaldım. Ama yapacak bir şeyim yoktu. Ne kadar tekte kalsam onları bekledim.
Hiç bıkmadan sadece umutla yaklaştım. Belki eskileri hatırlarlar diye umdum. Ama hiçte beklediğim gibi olmadı. Sürekli geri çevrildim.
Sürekli baskı altında kaldım. Bazen ağır küfürler duydum. Ağzıma bile almadığım onlarca laf ve hakaretler aldım. Ailem hakkında söylemedikleri söz kalmadı. Ama ben yine de pes etmedim. Çünkü benim bir kere bile bunu bırakmam bir daha hiç başarmadığım anlamına gelecekti.
Bunun olmasını hiç istemiyordum. Kim başladığı işi yarım bırakırdı. O işi yarım bırakmak bir daha bu işe başlamayacağım anlamına gelirdi. O yüzden başladığım bütün işleri bitirdim. Hiçbir zaman yıkılmadım ve sonunda istediğim o şeye ulaştım.
Sonunda biri beni dinlemişti. Ancak yapıp yapmadığından emin değildim. Onu tek bir kere görmüştüm. Bir daha karşılaşmadık ancak yine de beni dinleyen biriydi. Bu bile benim için bir başarıydı. Birinin beni dinleyip konu hakkında konuşması mutluluk vermişti.
Tabi buna ne kadar mutluluk denirse… O zamandan beri hiçbir duygu hissetmiyorum. Hissedemiyorum. Ben artık dayanmakta zorluk çekiyorum. Beni kendi dünyamdan uzaklaştırıyor. Zaman algımı kaybediyorum.
Her dakika sanki 1 saat gibi geçiyordu. Her dakika kendimi ve geçmişimi biraz daha kaybediyor