Keşfet

6:Sessiz Çığlıklar

YILAN AVI (KİTAP OLDU)

Birinin kapanışı bir diğerinin açılışıdır. O gün kapı kapanmıştı ama içeride kimin uyandığı belli değildi. Belki de o gün dünyanın sonunu getirecek bir fikir bulundu. Belki de örgütü çökertip tek başına kalabilmek için çözüm buldu.

Kimin uyanıp kimin gözleri köreldi bilinmez. Hayat herkese farklı şeyler sunar. Birinin kurtuluş anahtarının küllerini birleştirir. Diğerinin kurtuluş anahtarını küle dönüştürür. Bizim gibi olanlar ise sadece oturup izlemekten başka bir şey yapamaz.

Kaderimizde yazılan mı buydu yoksa bizim seçtiğimiz şey miydi? Kaderden kaçmalı mıydık, kaçış çözüm olabilir miydi? Bana göre hiçbir şeyin bir kaçışı yoktu. Fiziksel olarak kaçarsan zihinsel olarak yaklaşırdın. Zihinsel olarak yaklaşırsan fiziksel olarak…

Bunun hiçbir zaman çözümü yoktu. Nereden bilecektik. Kaderimizde olanı yaşamadan ve görmeden ne yapabilecektik. Hiçbir şey… Bu bizim seçimimiz değildi. Ama kaderi seyrederken yaptıklarımız seçimimizdi.

Ne yapmamız gerektiğine çok dikkat etmeliydik. Kimse hayatından olmak istemiyordu.

🫀

İstemiyordum. Hayatımın sonuna kadar bunu yaşamak istemiyordum. Gerekirse dünyanın sonuna kadar kaçacaktım. Ama yine de o şeyi yapmayacaktım. Ben o kapıyı kapatmıştım. Ama nereden bileyim birinin kapanışı diğerinin açılışı olduğunu…

Hayat benim kurtuluş anahtarımı küle çevirmişti. Ben ise o küllerden yeniden oluşturuyordum. Bu anahtarın tekrar kül olacağını biliyordum. Ama bir umut belki yapabilirdim. Bu sefer kurtulurdum. Fiziksel olarak değil ancak zihinsel olarak kurtulurdum.

Fiziksel olarak kurtulamıyordum. Ne zaman kaçmaya çalışsam bir şekilde beni buldular. O zaman anladım. Ben fiziksel olarak kaçamıyorum. Bende zihinsel olarak kaçmayı deneyeceğim. Zihnimdeki yılanı yok edeceğim. Beni bırakacak.

Gitgide sarılışı beni boğuyordu. Bu yılandan kısa süre içinde kurtulmam lazımdı. Nasıl yapacaktım. Bilmiyorum.

Ama biri bana yardım edecekti. Bundan adım kadar eminim. Bu kişi kim olabilirdi? Tunga? Kılıç? Eğitimciler? Örgüt liderleri? Örgüt üyeleri? Kim olacağını bilmiyorum. Gerçi örgüt üyelerinin çoğunu da tanımıyorum.

Sadece örgüt üyelerinin sayısını biliyordum. Birde bazen dosya imzalatmak için geliyorlardı. Ama hiç yüzlerine dikkatlice bakıp konuşmamıştım. Sadece dosyayı imzalayıp çıkmıştım. Belki de biraz olsun ilgiliyi olmalıydım.

Keşke demek istemiyorum. Çünkü keşkeler kötüydü. Sana karşı bir zaaf olarak kullanılırdı. Bunun istemiyordum. O yüzden sadece önüme bakacağım. Gerçi örgüt üyelerinden biri olsaydı mutlaka tanırdım. Tunga yüzünden zorla onunla geldiğim için bazılarını tanıyordum.

Onun yaptığı çoğu iş görüşmesinde bende vardım. Göz önünde tutmak istiyor gibi değildi. Eğer beni gözetlemek isteseydi mutlaka bir odaya kapatıp kamera ile seyrederdi. Belki en baştaki lider olduğum için olabilirdi. Sanmıyorum.

Tunga eğer öyle bir şey olsaydı beni götürmezdi. Belki planları öğrenip daha iyisini bulmam içindi. Saçma. Tunga bunu benden istemek yerine kendi yapar. Hiçbir zaman onun böyle şeyler amacıyla beni götürdüğü bir yer olmamıştı.

Olsa bile konuyu söyleyip gelmek isteyip istemediğimi sorardı. Genelde cevaplarına hayır derdim. Bu konularda itiraz etmiyordu. Kendisinin daha iyisini yapabileceğini düşünen biri için gayet normaldi. Ama beni zorla getirdiği toplantıların hiçbirisinin konusunu söylemezdi.

Amacı neydi. Beni meraklandırmak? Garip olurdu. İtiraz edip etmeyeceğimi test etmek? Öyleyse diğerlerinde neden zorluk çıkarmadı. Delirtmek? Çoktan yapmıştı onu zaten. Ne yapmak istiyordu da beni buraya konusu olmadan getiriyordu anlamıyordum.

Çünkü bu şekilde ben daha kötü oluyordum. Bulamadığım her soruya karşılık bir parçam gidiyordu. Bununla ne geçineceğimi bilmiyorum. Ondan önce Tunga’yla nasıl geçineceğim. Az öncekine cevap bulurum ama Tunga’ya bir cevabım yoktu.

Tunga beni derinden sarsıyordu. Kurtulmak istiyordum. Ta ki bu çabamın beni daha çok Tunga’ya yaklaştırdığını fark edene kadar. Artık her şeyi oluruna bıraktım. Ne olursa olacaktı. Ben artık kaçıp kurtulmaya da çalışmayacaktım.

Beni kurtarmaya çalışanları ise reddedecektim. Bundan başka çarem yoktu. Ben daha fazla birilerine bağlanmak istemiyordum. Ben buna daha hazır değildim. Olmamalıydım. Hayatımın sonuna kadar bu şekilde mi yaşayacaktım.

Hayır. O ipleri elime almaya çalışacaktım. Eğer yapmazsam işte o zaman yanardım. Hayatım buna bağlıydı. Ya ipleri Tunga’dan alacaktım ya da ölüme mahkûm olacaktım. Ben sürekli bu şekilde ezilmeye ve hor görülmeyi sevmiyordum.

Ama neden kendimi hala ezdiriyordum. Neden kendimi hor gördürüyordum. Sonrada geldiğim için miydi? Olmazdı. Kimse beni sonradan geldiğim için dışlayıp hor göremezdi. Ben buranın sahibiydim. Geçte gelsem buraya aittim.

Kimse benden bunu alamazdı. Bu sefer başaracaktım. Ama… en son ki deneyimimdeki gibi başarısız olmaz istemiyordum. Çünkü o zamanlar her seferinde nefesim kesiliyor. Gözlerim kararıyor ve elim ayağıma dolaşıyordu.

Bu haldeyken nasıl yapabilirdim ki. Hayır. Böyle düşünmemeliydim. Ben yapabilirdim. İstersem her şeyi yapabilecekken neden hala bu durumdaydım ben… Kendimde sevmediğim şeyi çıkartmak isteydim bu büyük ihtimalle kendimi çok sonralarda savunmam olurdu.

Olay olduğu zaman kendimi ezdirirken sonrasında yeni akıllanıyor ve o zaman savunabiliyordum. Gerçi buna savunma denmezdi. O zaman yapmadığım şeyi şimdi mi yapacaktım. Evet yapacaktım. Benim bunu yapmamak için hiçbir sebebim yoktu.

Tunga bile gelse şu dakika beni durduramazdı. Hiç kimse bana engel olamazdı. Yanımda da yürüyemezdi. Bu sahnede sadece ben vardım. Benim arkamda veyahut yanımda ve önümde yürüyecek kimse olmayacaktı. Bu işi sadece kendim atlatacaktım.

Bu benim ve Tunga’yla olan bir meseleydi. Evet çok sonradan geldim ama intikam almam için bir zaman yoktur. Tunga’nın kontrol takıntısı ve düzeni beni bozamazdı. Ben böyle geldim böyle giderdim. Kim bana karşı gelecekmiş.

Gelsin. Görür o zaman asıl Şah’ın kim olduğunu… Şah mı? Hayır. Ben şah değilim benim bir adım var. Benim bir geçmişim ve geleceğim vardı.  Kimse bunu bana unutturamazdı. Bunu yapmaya çalışanlar ise sonuna kadar cezasını çekecekti.

Burada herkesin bir cezası vardı. En büyükler bile sonunda ceza çekerdi. Tunga’ya büyük demiyorum. Kastettiğim şey aslında en güçlü olanlardı. Umarım anlaşılmışımdır. Yoksa zorla bile olsa onlara anlatacaktım. Şah artık gözünü açtı.

Dünyanın sonu geliyor ve her yer yanarken tüm insanlık bunu seyredecek. İzlemeyen tek bir insanoğlu bile kalmayacak. Bunu yapacağım. Hayatları nasıl tek bir iple yönetiyorlar bir bilgim yok. Ama yaptıklarından daha farklı bir şey yapacağım.

Bütün herkes yaptığımı konuşacak ve sadece bana itaat edecekler. Hiçbir şekilde bu düzen bozulmayacak. Düzeni bozan tek bir kişi bile yanacak. İtaat etmeyen herkes öldürülecek. Eskiden olduğu gibi sadece bana dua okunacak.

Uyanıp kalktığın her bir gün için bana şükür edeceksin. Seni öldürmediğime şükür edeceksin ki bende sana istediklerini vereyim. Çünkü burası hiçte masum olmayan ve sonrasında ise de olamayacak bir evrende yaşıyoruz. Karalığı sevenleri değil karanlıkta doğanları severiz. Burası sadece bize hizmet eder ve çalışır.

Sonradan gelenlerin bir yeri yok. Ama bu benim için geçerli değil. Ben karanlıkta büyüdüm. Karanlık ile de devam ediyorum. Burada büyüyüp sonradan gelmenin bir anlamı olmuyor. Geldiğin andan itibaren sana karşı önce büyük bir nefret oluşacak.

Buna alışmaya çalışma. Nefreti yenmeye çalış. Bu şekilde daha iyi yaşayacaksın. Yoksa hayatından olursun. Sakın kimseye güvenip sırlarını anlatma. Burası insanlara sır verebileceğin bir yer değil. Bu sırların yayılması söylediğin andan başlar.

Kısık sesle söylenen her şey sanki çığlık atarak konuşmuş gibi algılanır. Ne dediğine dikkat et. Burada kül olup gitmeni istemem. Hayatına dikkat et. Özellikle sağlığına dikkat et. Burada hasta olman senin sonun gibidir. Tek bir hastalıkta senin yerine başkasını geçirirler.

Kimse senin kim olduğunu umursamaz. Senin ise tek düşündüğün şey ise neden sağlığıma dikkat etmedim olur. Düzenli beslenme ve sağlıklı bir spor seni güzel ve