GERÇEK SANILAN KİMLİKLER
Sokağın girişinden yankılanan güçlü bir motor sesi havayı yardı. Farların keskin ışığı karanlığı yırtarken, siyah bir araba gıcırdayan lastiklerle tam önümüzde durdu.
Kapı açıldı; iki adam, sert adımlarla üzerimize doğru yürüyordu. Ayça korkuyla kolumu daha da sıkı kavradı. Hayatımızda ilk defa gördüğümüz bu iki yabancı, sokağın ortasında bitivermişti. Erdem ise karşısında bu adamları gördüğü an dişlerini sıktı. Yüzündeki o rahat sırıtış saniyeler içinde yok oldu
"Bak sen..." dedi Erdem, zehir zıkkım bir gülümsemeyle. Sesindeki o sakin ama tehditkar tını sokağı sardı. "Gece yarısı tekinsiz sokaklarda iş çeviren bir tek ben değilmişim demek ki. Hayırdır Kayra, çok mühim sandığımız işlerini unutup benim peşime mi takıldın?"
Adının Kayra olduğunu öğrendiğim adam, ellerini trençkotunun cebine sokup Erdem'in karşısına dikildi. Bakışlarındaki o sert ve keskin ifade, yağmurun soğuğunu bile bastıracak kadar güçlüydü.
"Senin ne tür pisliklerle uğraştığını bilmek için peşine takılmama gerek yok, Erdem," dedi, sesi ıslak sokakta yankılanırken. Ardından gözü bana ve Ayça'ya takıldı."Ama görünüşe göre otel ortaklığından çok daha mide bulandırıcı işler çeviriyormuşsun." Bu adam bizi neyle ima ediyordu.
Ayça kulağıma doğru eğilip titreyen sesle fısıldadı: "Kim bunlar Sezin? Sen tanıyor musun?"
"Hayır," diye fısıldadım, gözlerimi gelen yabancılardan alamayarak. "Hayatımda ilk defa görüyorum..."
Erdem, adamın sözleriyle dişlerinin arasından derin bir nefes verirken gözleri kısıldı.
"Fazla merak iyi değildir Kayra," dedi Erdem, sesindeki zehirli tınıyı gizlemeye gerek duymadan. "Özellikle senin boyunu aşan işlerde"
"Bela arayan birini arıyorsan, aynaya bakman yeterli Erdem." dedi geldiğinden beri hiç konuşmayan öbürü. Onları buraya getiren arabanın kaputuna yaslanmış bir şekilde. Erdem'e dik dik bakıyordu ikisi. Erdem de onlara karşılık veriyordu bakışlarıyla. Aralarındaki gerilim sokağın üzerine karabasan gibi çökerken, Ayça korkuyla kolumu daha da sert sıkılaştırdı. Kolum kangren olup kesilmezdi inşallah. Bu çıtkırıldım kız da ne güçlü çıktı.
"Sezin... Bunlar kim? Ayça'ya cevap vermedim. Ben de bilmiyorum ki kim olduklarını. Zaten başımızda Erdem gibi saplantılı bir bela varken, şimdi bir de arkalarından gelen bu kibirli ve tehlikeli görünümlü yabancılar tuzu biberi olmuştu.. Üzerlerindeki o pahalı ve net kıyafetlere, arabalarına ve özellikle Erdem’le olan bu gergin ama bir o kadar da tanıdık diyaloglarına bakılırsa tek bir sonuç var bu ikisi, kesinlikle Erdem’in karanlık işlerdeki suç ortaklarıydı. Zaten Erdem buraya kadar bu kadar rahat geldiyse, arkasında bu tip insanların olduğundandı.
"Harika..." dedim sesimdeki öfkeyi ve çaresizliği gizleyemeyerek.
"Eksik olan sizdiniz zaten! Arkadaşınızı arıyorsanız, buyurun, bakın işte karşımızda duruyor. Onu da alıp defolun gidin hayatımızdan!"
En son konuşan adam bu cümleme hafif alayla gülümseyerek cevap verdi,
"Arkadaş mı? Bizim o tiplerle arkadaş olduğumuzu düşündüren ne oldu acaba küçük hanım? Yanlış adrestesiniz."
İçimden küçük hanım sensin demek geldi de söylemedim. Şunlara bak ya dağdan iner gibi sıkıştırıyorlar hem de yok yanlış adres yok pis işler bilmem ne..
"Madem öyle al şu pek sevgili düşmanınızıda rahat bırakın artık bizi " bir anda yükseldi Ayça. Öne doğru bir adım attı.
"Siz hep böyle vahşi misiniz insanları önce rahatsız edip sonra köşeye mi sıkıştırıyorsunuz" Ayça konuşurken sesi titriyordu öfkeden.
"Bir işbirlikçi için fazla iyi rol yapıyorsunuz kızlar. Siz önce burda ne olduğunu anlatın Erdem'in minik ortakları" geldiklerinde konuşan ilk adamdı. Kafasına göre rol biçmişti.
"Sen kimsin be! Ne hakla hakkımızda yorum yapıyorsun" diye cırladım hemen. Ellerini havaya suçluymuş gibi kaldırdı.
"Şş sakin ol oyunbaz bir şey demedim daha. Bu performansını bana Erdem'le ne iş karıştırdığınızı anlatırken görmek istiyorum tamam mı bu kadar kasma"
Ona doğru bir adım attım öfkem gittikçe artıyordu bunun sebebi ise korkuyor olmamdı.
"Sana hiçbir şey anlatmayacağım"
"Anlatır mısın diye yalvarmadım"
"Biraz daha zorlarsam yalvaracakmışsın gibi bakıyorsun ama" gözlerimi gözlerine kilitledim biraz korkarak çünkü gözleri ruhumu deliyor gibi bakıyordu. Tekrar Ayça'nın yanına geriledim. O ise hiçbir şey demedi. bön bön bakışını sürdürdü beni germeye ne hak buluyordu kendinde. Gözlerimi ona devirip Ayça'ya döndüm.
"Gidelim içeri konuşmaya değecek birileri değiller" Erdem biz daha bitirmedik konuşmamızı ama değil mi kızlar hemen kaçmak olmaz hem baksanıza Kayra ve Meriç sizi tanımak çok istiyor" diye zırvaladı.
" Ne halt ettiğinizi söyle Erdem maval okuma" dedi Kayra denen adam. "Ve siz ikiniz hiçbir yere gitmiyorsunuz"
Bu aralar herkes emir verir olmuştu. Onlara cevap vermeden Ayça ile yürümeye başladım ama bir anda kolumdan sertçe geriye çekildim.
"Gitmiyorsun dedim" diye tok sesiyle söyledi mafya bozuntusu.
Kolumu hızla ondan çekip yanağına Yeliz'e atamadığım andan beri beklettiğim tokatı attım. Sert atmış olacağım ki yağmurun ıslattığı yanağına vurduğum elim acımıştı. Bir an hepimiz öylece durduk. Hak etmişti çünkü bana dokunamazdı kimse hele izin almadan hiç. Ayça'nın koluna girip yürümeye başladık. Binanın girişine geldiğimizde son kez arkamı dönüp tokatımın etkisiyle yanardağ gibi köpüren adama baktım.. o gözlerimi öyle bir dikmişti ki üzerime beni mahvedebilecekmiş gibiydi. Az bile ona. Aynısını Erdem hakediyordu. Önüme döndüm ve merdivenleri tırmanmaya başladık.
|•KAYRA•|
Meriç yediğim tokata şaşırmış olacak ki bana bakıyordu. Ben de şaşırmıştım yalan yok bir anda okkalı bir tokatı beklemiyordum. Erdem'in sırıtan suratını görünce sinirle çenesine yumruğumu geçirdim. Erdem geriye doğru sendelerken tutup kendime çektim ve bir yumruğumu daha ona hediye ettim. Yakasından tutup yüzlerimizi aynı hizaya getirdim o tepki bile vermedi onun yerine bir şerefsiz edasıyla güldü.
"Görünüşüne göre güçlü bir tokattı hem de seni sinirlendirecek kadar oysa sen sakin birisin Kayra. Sen herkesin saygı duyduğu buz dağısın. Yani inan bana seni tanımasam yediğin tokattan dolayı sinirlendiğini söylerim. Yoksa bu yüzden mi böyle delicesine bakıyorsun " diyerek sinirimi bozan bir kahkaha attı. Haklıydı sinirlenmiştim ama sinirim Tokat'ta değildi. Aklımı karıştırmış olmasınaydı. İşbirlikçi olan birileri neden böyle davransındı ki. Yakalandıklarında her şeyden habersiz gibi kaçmazdı bizim gibiler. Eğer işbirlikçi değilse Erdem gibi biriyle ne işleri vardı bu kızların? Aklımdaki soruları bırakıp Erdem'e yoğunlaştım.
"Kızlar neden seninleydi dikkat çekmemek için işbirlikçilerini böyle korkak kızlarla mı yapıyorsun. Yakalandıkları gibi seni satanlarla mı?" Erdem daha yüksek sesle güldü.
" Emin ol ben de çok istiyorum ama işbirlikçi olmak için çok hevesli sayılmazlar" deyip ellerini yakasında tuttuğum ellerimin üzerine koyup sertçe itti. Sonra omuzlarında ki görünmez tozları sildi ve yağmurla ıslanmış saçlarını düzeltip karanlığa doğru geri geri adımlarla ilerliyorken
"Ama bu işbirlikçi olmadıkları anlamına gelmez değil mi benim tatlı işbirlikçilerimden uzak dur Kayra Yıldız" dedi ve karanlığa karıştı.
"Ne halt çeviriyor bu " diyen Meriç'le aynı fikirdeyim. Kafamı önünde durduğumuz binanın girişine çevirdim. Kızlar zaten gitmişti çoktan. Ama ben yine de baktım. Meriç arabaya doğru yönelince hareketlerim onu taklit ediyordu. Şoför koltuğuna binip arabayı çalıştırdım. Binadan yavaşça uzaklaşırken ışıkları kapalı camdan bakan silüetlere son kez bakıp gaza bastım
Yorumlar
- ..: 😂😂
- ..: 😂 ben de
- bende ayni fikirdeyim
- allah allah kizlardan sananannenenee gardasim
- kasla goz arasi tokat gitititititit
- obaaaa