RESİM
Ne! Yine ne istiyorsun? Ben bir şey yapmadım diyorsam yapmadım!" dedim önümde duran tuvalimi boyamaya devam ederken.
"Sana neden inanayım ki? Bunu senin yaptığını kabul et işte"
Senin yaptığını derken elleriyle havada görünmez bir tırnak açmıştı kendinden o kadar emin ki başka biri olsaydım kesin benim yaptığıma inanırdım. Hastalıklı resmen bu kız ve ben delirmek üzereydim. Beni resmen delirtiyordu. Üstelik bunu yaparken hiç çaba sarf ediyor gibi de değil. Gerçekten bütün ailesinin genetiği bu kadar sinir bozucu mu kodlandı anlamıyorum. Kendini çok akıllı sanıyordu belli ki.Elimdeki fırçayı sıktım. Gözlerimi pencereye kilitleyerek göz devirdim. Ardından,
"Öyle mi o zaman tekrar güzellik uykuna dön ve uyu çünkü bunu kabul ettiğimi anca rüyanda görürsün" diyerek yapmacık bir tatlılıkla gülümsedim. Üzerimde baskı kurarak beni suçlu çıkarmaya çalışıyordu yemezler canım senden korkacağımı sanıyorsan avucunu yalarsın der gibi çenemi yukarı kaldırıp dik dik gözlerine baktım. Sinirle bana doğru yürümeye başladı sanki hayatımı elimden almak ister gibi. Öfkesi yürüyüşüne yansıdı yoksa neden bu kadar yüksek adım sesi dolsun odaya. Boya paletimden masanın üzerine dökülmüş akrilik boyaya parmağını sürdü sonra parmağının ucundaki boyaya bakarak gülümsedi.Sanki yüzyıllık bir sırrı saklıyordum da o çözmüştü. Kendini Sherlock Holmes falan mı sanıyordu bu kız bilmiyorum ama psikopat ve hasta ruhlu olduğu kesin. Sıradaki sahne onun üzerime yürümesiyle devam etti elbette. Fırçamı ve paletimi boyalarımın olduğu sehpaya bırakıp yüzümü ona döndüm.
" Bence psikiyatriye görünmelisin" dedim ona yoksa film sahnesi çekiyormuş gibi devam edecekti saçma ve yapmacık hareketlerine.
Baydı bu da. Gerçi benimle derdi ne onu da bilmiyorum. Bir anda odama dalmıştı hem de izin almadan. Özel alanımın işgal edilmesi yetmemiş gibi bir de işlemediğim bir suç yüzünden fırça atıyor bana. Ya sen kimsin !? Sırf onu umursamadığım için kudurup saldırdığını biliyorum içten içe hoşuma gitmiyor değil ama onun kendini bir halt zannedip her şeyime daha da müdahale etmesiydi beni rahatsız eden.
"Senin boyaların değil mi bunlar sen beni saf sandın iyice ama yemezler aynı ucuz kokan boya lekeleri benim çantamın üzerindeydi. Utanmadan çantamı karıştırdığını kabul etmiyorsun da bir de bana akıl mı veriyorsun şeytan" dedi.
Sinirlerim iyice yükseldi anlamadığım şey şu ki onun ışıltılı sefil hayatına özenip iğrenç zevklerine konuk olan çantasına dokunduğumu mu ima ediyordu yoksa bana bir hırsız mı demeye çalışıyor. Derin nefes al Sezin diye iç geçirdim kendime. Yoksa bedenim bana ihanet edip şu pisliğin suratına tokatı basacaktı hem ben rahatlayacaktım hem de avucumdaki karıncalanma. Yapmadım. Bunun yerine ona güzel bir cevap vermeyi seçtim.
"En azından benim ucuz kokan boyalarım pahalı sanatları doğuruyor. Senin pahalı çerçöpün sadece kaos yaratıyor. Ne amaca hizmet ettiği önemli, kaç lira olduğu değil. Ayrıca senin o zevksiz çantana bırak elimi çöpümü bile değdirmem. Önce karakterine para harca kaliteye ihtiyacı var gibi duruyor, gelişim dersi alabilirsin." dedim öfkemi geride tutarak. Gerçi pek başarılı olduğum söylenemezdi.
"Güzel sözmüş tatlı kız tam senin gibi gururlu rolleri kesen birine yakışan türden ama sen yine de dikkat et kuş kadar canın var onu da kendi ellerimle alırım." dedi . Arkasını dönüp gidecekken son kez tuvalimde yarısını çizdiğim resme burun kıvırarak bakıp çıktı.
"Bir dahaki sefere odama misafir olmak istediğinde önceden haber vermeyi unutma kapıyı çalmayı bilmiyorsun madem habersiz gelinmeyeceğini öğren"
diyerek bağırdım. İzinsiz girmemesi gerektiğini anlatmaya çalıştım tabii ama en sonunda kapımı çıkartıp kapısız bırakmazlarsa iyiydi. Daha kişisel haklardan haberi yok iki parça eşyadan bahsediyor. Neyse ki az kalmıştı onlardan kurtulmama. Böyle insanlarla soybağımın olması mide bulandırıcı. Hepsinden nefret ediyordum. En başta da Yeliz'den para için yapmayacağı şey yok. Zaten zengin bir ailede doğduk. Buna rağmen sonradan görme gibi davranmasını anlamıyorum. Teyzemin ben küçükken anneme " çok alıştırma sonra büyüyünce paradan başka bir şey düşünmez " diyip yüz liralık bayram harçlığıma diklendiği gibi kendi kızına da öğretmesini beklerdim. Neyse ki annem beni o kadar güzel yetiştirdi ki paranın çok şey olup her şey olmadığını öğrendim. Yeliz gibi gereksiz marka takıntım yok. Elime boya paletimi alıp fırçamı da sağ elime aldım tuvalin önünde durup bir bacağım önde diğeri geride hangi renk boya kullanayım diye düşündüm. Elim istem dışı en güzel boyama gitti. Fırçamı beyaz boyaya değdirip iyice arkalı önlü boyamı aldım sonra fazla boyayı palet kenarına silerek fırçamı tuvalde kaydırmaya başladım. Güzel zarif bir düz elbise çizdim. Sonra kırmızı, turuncu ve kahverenginden belli oranlarda karıştırarak kahve bakır bir renk oluşturdum. Sonra elbisenin üzerinde dalgaları beline dökülen saçlar çizdim. Yüz hatlarında oyalandım. Kendimi çizdiğim resimlerde gözlerimi çizmezdim ve bunda da olmayacağı için göz kısmının üzerinden buğulu bir esinti efekti vermek için başka bir fırçayla silikçe geçtim. En son elbisenin eteğinin altından görünen çıplak ayaklar ve bir elini beyaz atın boynu üzerinde onu okşar gibi tutan diğer eliyle de çıkarılmış bir çift babeti tutacak şekilde çizip resmimi bitirdim.
Resmimi kuruması için odanın içindeki depo olmaya aday büyük atölyeme götürüp dikkatle odadaki masanın üzerine koydum resmim burda kendi kendine kuruyacaktı sıcaklık veya başka bir şey olmayacaktı ki boyalarım çatlamasın sonra da gelip cilalayacaktım. Diğer resimlerine göz attım. Canım resimlerim ya. İyi ki hepsini çizdim. Atölyeden çıktım ve kapısını kapattım. Odadaki dağınıklığı toplamaya başladım. Boyalar , fırçalar , tuvaller ... ve nicelerini en son yerdeki brandayı topladım. Onu da atölyeme götürdüm. Yeni yaptığım tabloma baktım kuruması için en az bir saat gerekliydi. O zamana kadar ben de yatağıma uzanmaya karar verdim. Telefonumu alıp ilk önce alarm kurdum bir saat sonraya. Ardından kalkıp kitaplıktan en son okuduğum kitabı aldım. Tekrar yatağıma dönüp uzanmıştım ki eş zamanlı olarak telefonuma mesaj düştü
"Bu akşam gelmezsen kendini öldü bil"
"Tamam geliyorum, lütfen aileme zarar verme"
yazıp gönderdim. Yazan Ayça'ydı en yakın arkadaşım. Akşam *** in konserine gidecekti ve benim de yanında olmamı istiyordu. Evde ki ruhsuz sorgulayıcılardan uzaklaşmak için iyi bir seçenek.
Kitabı kitaplığıma bırakıp dolabıma gittim konser için kıyafetlerime bakındım tereyağı sarısı, askılı, etek boyu ayak bileğime kadar uzanan bir elbise, saçımı bağlamak için zeytin yeşili desenleri olan bir eşarp çıkardım. Ayakkabımı da zeytin yeşil hafif topuklu rugan seçtim giysilerimi yatağa bırakıp atölyeye gittim. Resmimin kurumasına biraz daha vardı. Ben de banyoya duş almaya gittim. Hem elimdeki kurumuş boya lekelerinden kurtulmalıydım. Duşum bitince iç çamaşırlarımı giyip duştan çıktım. Yatağımın üzerindeki kıyafetlerimi giyip atölyeme gittim. Duştayken alarmım çalmıştı atölyeye gidip resmimi kontrol ettiğimde kurumuş sayılırdı, tablomu cilalayıp tekrar masaya koydum sonra çıktım odamdan ama cüzdanımı ve telefonumu unuttuğum için tekrar girdim odaya, dolaptan ayakkabılarımla aynı renk cüzdan aldım paramı kimliğimi kartlarımı yerleştirip çıktım odadan.
Salona gitmek için merdivenlere yöneldiğimde hızla inen ayak sesleri duydum şimdi de beni mi gözetliyorlar? Şu ruhsuz koca yapıdan bir an önce çıkmak istiyorum. Gözlerimi devirip aşağı indim dedem, teyzem ve Yeliz oturuyorlardı.Dedem bana
"Hayırdır nereye?"diye sorarak dikkatlerini üzerime çekti
"Dışarı çıkıyorum Ayça'yla beraber konsere gideceğiz."diyerek cevapladım onu.
"Bu kıyafetle mi?" diye şokla sordu teyzem.
"Neyi var kıyafetimin?"
sorusuna soruyla karşılık verdim. Ahlak bekçim olmuştu yine. Cevabını beklemeden çıktım evden. Kapı açılma sesi. Kavgalara doyamayan sabırsız sesiyle konuşmaya başladı tabii.
"Sen nereye gidiyorsun böyle konsere bu kadar şık gidecek biri değilsin biriyle mi buluşacaksın?" Olduğum yerde durup arkamı döndüm cevap
Yorumlar
- Ebru Yıldız: 🥰🌿
- ..: Umarım beğenmişsinizdir
- Eda Özdemir: Boya ve sanat üzerinden yaşanan bu çatışma oldukça ilginç duygular yoğun
- ..: herkes bir şeylerden kaçıyor burda ama kendimizden kaçmak mümkün olmayacak
- Akduman: Ayçanın konser için ısrar etmesi belki de odadan kaçış yolu bulmak demek
- ..: teşekkür ederim beğenmediğiniz durumları paylaşmaktan çekinmeyiniz lütfen 🎀
- Ceren Deniz: Resim ile içsel ruh arasında gidip gelmek müthiş anlatı akıcı olsadan!
- ..: 😅🎀
- mukemmellliittiooioioo yıldız tozu ship ben
- ..: Teşekkür ederim Sezin`in laf yetiştirmelerini ben de çok hoş buluyorum 🌸🎀
- Elyra: Yeliz’in karşısında Sezin gibi birinin olması çok iyi olmuş. Kız her seferinde lafı öyle bir oturtuyor ki
- ..: beğendiysen 2. bölümü de tavsiyeederim