Keşfet

7.Bölüm

Yüzyıllık Sevda

1921 Manisa - Batı Cephesi

Çadırın dışındaki gece, karanlığından çok kokusuyla üzerimize çökmüştü. Barut, taze kan, ucuz tütün ve toprağın o ağır, nemli kokusu... Gaz lambasının titrek sarı ışığı çadırın tuvaline vuran gölgelerimizi devleştirirken, sedirde yatan on dokuz yaşında bir Mehmetçik'in hırıltılı nefesini dinliyordum. Adı Hasan’dı; memleketi Kastamonu’ydu, cepheye geleli daha bir ay olmamıştı. Bacaklarındaki donma başlangıcı ve şarapnel sıyrıklarıyla baş etmeye çalışıyordum. Elimde ne steril bir eldiven ne de acıyı dindiren modern bir morfin vardı. Sadece kaynatılmış tuzlu su, biraz bitkisel merhem ve sabırla sarılmış iptidai bezler...

Çadırın flapları aralandığında içeriye keskin bir rüzgarle birlikte Ali Pusat girdi. Üzerindeki harita çantası tozdan grileşmişti, omuzlarındaki kepeneğin etekleri kurum bağlamıştı. Yorgunluktan kan çanağına dönmüş koyu renkli gözleri bir an çadırın içini taradıktan sonra bana değdi. Gözlerindeki o sert, tavizsiz hatlar, bu coğrafyanın yorgunluğundan başka bir şey söylemiyordu. Bana doğru iki adım attı, sesindeki o kalın, buyurgan tınıyla konuştu:

• Durumu nedir, şifacı kız? Sabaha kadar bu çadırda kaç nefes tutunabilir, hesabını yaptın mı?

Ona dik dik baktım. Yirmi yaşındaydım, buraya kazara düşmüş, geleceğin steril dünyasından koparılmış bir tıp öğrencisiydim.Ben nasıl kimin ölüp kimin yaşayacağına karar verebilirdim.

• Hesabını canlar tutar, komutanım! -dedim, sesimdeki titremeyi bastırmaya çalışarak-. Elimden geleni yapıyorum, gerisi Allah'a ve bu çocukların direncine kalmış.

Ali Pusat, cevabım karşısında kaşlarını hafifçe çatıp bir an duraksadı. Karşısında emrini ikiletmeden yapacak bir nefer değil, ona diklenen yabancı bir kız bulmayı beklemediği her halinden belliydi. Derin bir soluk verip başını salladı, arkasını dönüp yaralıların arasına karıştı. O an aramızdaki mesafenin ne kadar keskin, bu savaşın ise ne kadar acımasız olduğunu bir kez daha iliklerime kadar hissettim.

Günümüz - İstanbul

Aybüke dağıttığım etrafı topluyordu ben ise hiçbir şey yapmadan duvarı izliyordum aklıma Leyla’yla geçirdiğimiz anılar geliyordu o an aklıma gelen anı ise gelen anı ilk tanıştığımız zamandı.

⁃ Selam ben Leyla

⁃ Bende Pelin

⁃ Memnun oldum tanıştığıma

⁃ Bende

Tanışmamızın arasından birkaç hafta sonra aynı eve çıkmaya karar vermiştik…

Dayanamadım tekrar ağlamaya başladım. Ağlarken Aybüke mutfaktan seslendi istemesem de gidip bir şeyler yemem lazımdı.Mutfağa gittim Aybüke tabaklara yemek koyuyordu aklıma tekrardan Leyla gelmişti yemek yerken gülüşmelerimiz off yüzümde bir ıslaklık hissettim gene ağlıyordum. Aybüke bana sarıldı.

Yorumlar

  • İlayda: Geçmişe gittiğimiz her bölümde tüylerim diken oluyor🥹