Keşfet

ÜÇÜNCÜ BÖLÜMEski Bir Binanın Sırrı

ZAMANIN İKİ YÜZÜ

ZAMANIN İKİ YÜZÜ

İKİ AİLE, TEK KADER

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Eski Bir Binanın Sırrı

Demir Yalçın

Demir, kahvaltısını bitirdikten sonra üst kattaki dolaba çıktı. Birkaç gündür aklını kurcalayan eski fotoğrafı yeniden incelemek istiyordu.

Dolaptan çıkardığı albümü masaya koydu ve fotoğrafı buldu. Üç adam, taş bir binanın önünde duruyordu. İçlerinden birinin elinde küçük, ahşap bir kutu vardı.

Demir fotoğrafı çevirip arkasına baktı. Silik yazıyı daha önce de okumaya çalışmıştı ama bu kez telefonunun ışığını tuttu.

Bir sokak adı ve 1958 tarihi seçiliyordu.

“En azından bir ipucu,” diye mırıldandı.

Fotoğrafı alıp aşağı indi. Babası Hakan mutfakta çay içiyordu.

“Baba, şu fotoğrafın arkasında bir adres var galiba.”

Hakan fotoğrafı eline aldı.

“Bunu nereden buldun?”

“Dünkü albümden. Yazının tamamı okunmuyor ama sokak adını seçebiliyorum.”

Hakan gözlerini kısarak yazıya baktı.

“Ben bu binayı hatırlamıyorum. Büyükbabanın gençlik yıllarından kalma olmalı.”

“İnternetten araştıracağım. Belki bulurum.”

“Bak bakalım. Bir şey öğrenirsen bana da söylersin.”

Demir gülümsedi.

“Sen de merak ettin sonunda.”

“Ben başından beri merak ediyorum. Sadece elimde bilgi yok.”

Demir fotoğrafı alıp odasına döndü. Bilgisayarını açarak eski İstanbul haritalarını araştırmaya başladı. Sokak adının zamanla değişmiş olabileceğini fark edince iş biraz zorlaştı.

Yaklaşık yarım saat sonra eski bir harita buldu. Fotoğrafın arkasındaki yazıdan çıkardığı mahalle adı haritada da geçiyordu. Aynı bölgede eskiden kamu binası olarak kullanılan birkaç yapı vardı.

Demir fotoğraftaki binayla eşleştirmeye çalıştı ama kesin bir sonuca ulaşamadı.

Telefonunu alıp arkadaşı Mert'e mesaj attı.

Bir şey soracağım. Eski İstanbul fotoğraflarını araştırabileceğim bir yer biliyor musun?

Mert hemen cevap verdi.

Günaydın sana da. Hayırdır, tarihçi mi oldun?

Demir güldü.

Eski bir aile fotoğrafı buldum. Çekildiği binayı merak ediyorum.

Mert aradı.

“Fotoğrafı atsana. Belki ben de bakarım.”

Demir fotoğrafı gönderdi.

Mert birkaç saniye inceledikten sonra konuştu.

“Bina eskiymiş. Ama buradan neresi olduğunu çıkaramadım.”

“Ben de bulamadım zaten.”

“Biraz daha araştırayım. Belki bir yerde karşıma çıkar.”

“Tamam, sağ ol.”

Demir telefonu kapattı. Araştırmaya devam etmek istiyordu ama artık bilgisayarın başında saatlerce oturmanın bir anlamı yoktu. Önce elindeki bilgileri toparlayıp sonra yeniden bakmaya karar verdi.

Fotoğrafı dosyasına koydu. Kutunun üzerindeki semboller hâlâ aklındaydı. Büyükbabasının bu eşyayla ne ilgisi vardı? Babası gerçekten hiçbir şey bilmiyor muydu?

Şimdilik bu soruların cevabı yoktu.

Elif Karahan

Elif, hastanedeki işlerini bitirdikten sonra bilgisayarını açtı. Daha önce bulduğu eski belgenin gönderildiği kurum hakkında yeni bilgiler arıyordu.

Bir süre sonra binanın adresini buldu. Kurum yıllar önce kapanmıştı ama binası hâlâ ayaktaydı. Daha sonra başka bir kuruluş tarafından kullanılmaya başlanmıştı.

Zeynep yanına geldi.

“Bir şey bulabildin mi?”

Elif ekrandaki adresi gösterdi.

“Evet. Binanın nerede olduğunu öğrendim.”

“Gidip bakacak mısın?”

“İşim erken biterse neden olmasın? Belki belgeyle ilgili bir kayıt bulabiliriz.”

Zeynep sandalyesini çekti.

“Ben de geleyim. Hem tek başına dolaşmamış olursun.”

Elif gülümsedi.

“Olur. Önce şu işlerimizi bitirelim.”

Mesaileri bittiğinde birlikte hastaneden çıktılar. Adrese vardıklarında eski yapıyı bulmaları zor olmadı. Taş cephesi, yüksek pencereleri ve geniş giriş kapısıyla çevresindeki binalardan ayrılıyordu.

Elif telefonundaki adresi kontrol etti.

“Evet, burası.”

Girişin yanındaki tabelada binanın artık arşiv deposu olarak kullanıldığı yazıyordu. Kapı kapalıydı. İçeri girebilmek için önceden izin almaları gerekiyordu.

Zeynep tabelayı okudu.

“Bugün içeri giremeyeceğiz galiba.”

“Önemli değil. Önce dışarıdan bakalım.”

Binanın çevresinde yürürlerken Elif, girişin üst tarafındaki taşlara dikkat etti. Taş kemerin kenarında üç küçük sembol vardı.

“Zeynep, bir dakika.”

“Ne oldu?”

Elif işaretleri gösterdi.

“Şunlara bak.”

Zeynep yaklaşıp yukarı baktı.

“Bunlar ne?”

Elif telefonundan hastanede bulduğu belgenin fotoğrafını açtı. Belgedeki işaretlerle binanın üzerindekileri karşılaştırdı.

“Bunlar aynı,” dedi.

Zeynep de ekrana baktı.

“Gerçekten benziyorlar. Hatta şekilleri aynı gibi.”

Elif binanın birkaç fotoğrafını çekti.

“Bence önce arşivle görüşelim. Belki binanın eski kayıtlarında bu işaretlerle ilgili bir şey vardır.”

“Olabilir. Ama belki de sadece binanın eski süslemesidir.”

“Elbette olabilir. Kesin bir şey bilmiyoruz zaten.”

İkisi de binaya girmeden oradan ayrıldı. Yolda başka konulardan konuştular; Elif bir süre sonra hastanedeki yoğunluğu anlatmaya başladı. Araştırma aklındaydı ama günlük hayatı da devam ediyordu.

Eve döndüğünde annesi Nermin mutfaktaydı.

“Geldin mi kızım? Yemek birazdan hazır.”

Elif çantasını bıraktı.

“Geldim anne. Bugün iş çıkışı Zeynep'le bir yere uğradık.”

“Nereye?”

“Hastanede bulduğum eski belgenin geldiği binaya. Üzerinde belgedeki sembollere benzeyen işaretler var.”

Nermin kısa bir süre kızına baktı.

“İyi de, oradan bir şey öğrenebildiniz mi?”

“Henüz değil. İçeri girmek için izin almamız gerekiyor.”

“Öyleyse önce izin alın. Eski binalarda kafanıza göre dolaşmayın.”

Elif güldü.

“Tamam anne. Zaten öyle bir şey yapmadık.”

Akşam yemeğinde babası Selahattin de araştırmayı sordu. Elif bulduklarını anlattı ama sembollerin ne anlama geldiğini henüz bilmediğini özellikle belirtti.

Selahattin onu dikkatle dinledi.

“Önce kayıtları araştır. Belki bir açıklama bulursun.”

“Ben de öyle düşünüyorum baba.”

Elif daha sonra odasına geçti ve çektiği fotoğrafları bilgisayarına aktardı. Belgeyi açıp iki görüntüyü yan yana koydu.

Semboller gerçekten aynıydı.

Bu, elindeki belgenin binayla bağlantılı olabileceğini düşündürüyordu. Fakat bağlantının ne olduğunu öğrenmek için daha fazla bilgiye ihtiyacı vardı.

Ertesi gün arşiv yetkilileriyle iletişime geçecekti.

Akşamın Sonunda

Demir, gece yatmadan önce bulduğu fotoğrafı bir kez daha inceledi. Binanın nerede olduğunu henüz kesin olarak bulamamıştı. Mert'in de araştırmasına yardımcı olmasını bekleyecekti.

Fotoğrafı çekmeceye koyduğunda gözü masanın üzerindeki saate takıldı.

Saat normal çalışıyordu.

Bir süre baktıktan sonra omuz silkti. Son günlerde bu saat yüzünden gereğinden fazla düşündüğünü fark etmişti.

Işığı kapatıp yatağına uzandı.

Elif ise bilgisayarını kapatmış, ertesi günkü işlerini hazırlıyordu. Telefonuna binanın adresini kaydetti ve arşiv yetkililerine göndereceği mesajı taslak olarak yazdı.

İkisi de araştırmalarının henüz başındaydı.

Demir, ailesinden kalan fotoğrafın neden çekildiğini öğrenmek istiyordu. Elif ise hastanede bulduğu belgenin geçmişini araştırıyordu.

Henüz tanışmıyorlardı ve birbirlerinin varlığından haberleri yoktu.

Ama ikisinin de elinde artık aynı işaretleri taşıyan iki ayrı görüntü vardı.

Bir sonraki adım, bu işaretlerin neden aynı yerde ve farklı zamanlarda karşılarına çıktığını öğrenmekti.

Yorumlar

  • Ahmet: mert seninle ilgilenip yardım etmeye çalışmalı ama belki daha fazlası var
  • Ege Yıldız: elif bulduğun belgelerle daha fazlasını araştırmayı denemelisin
  • Nisa Ergin: demir ve elifin hikayeleri nasıl kesişecek merak ediyorum
  • İbrahim Ergin: O elindeki fotoğe dikkat et demir!
  • Filiz Çetin: zeynep onun yanında olmanıza rağmen birbirinizden uzaklaşıyorsunuz
  • Poyraz Pekün: Annelerin senin iyiliğini düşünüyor çoğu zaman iyi ki varsınız
  • Funda Vuralcan: bu bulduğunuz işaretler kesinlikle daha fazla anlam içermeli
  • Efe Çelik: puzzleın parçası olabilir
  • Eylül Karaca: demir bence o fotoğrafı hep incelemelisin bu sır ne böyle!