1.Bölüm

Dışarıda serin hava pencere camlarına vururken, içeride uzun koridorların ve ranzaların olduğu büyük binada derin bir sessizlik vardı
Odadaki ranzada uyuyan Hazal,gördüğü kabusun içinde boğuluyordu.Zihni o kaza anına sıkışıp kalmıştı. Uykusunun en derin yerinde, sesli bir şekilde mırıldanmaya başladı:
-"Hayır...Hayır...Gitmeyin..."
Bu fısıltıyla birlikte yatakta bir anda sıçrayarak uyandı. Ter içinde kalmıştı, gözleri korkuyla açıldı. Karşısında, yatağının kenarına oturmuş olan Gül Anne'yi gördü. Hazal, koca bir tıp öğrencisi olmasına rağmen o an yeniden dört yaşında küçük bir çocuğa dönmüştü. Hiç düşünmeden birden Gül Anne’ye sarıldı, yüzünü kadının omuzuna gömerek ağlamaya başladı. Gülten ellerini Hazal'ın sırtına koydu, saçlarını yavaşça okşayarak kulağına fısıldadı:
-"Tamam kızım... Tamam sakin ol... Geçti, geçti yavrum. Yine mi aynı rüyayı gördün?
Hazal, Gül Anne'nin kollarının arasında ağlamaya devam ederken kesik sesle mırıldandı:
-" Çok kötüydü, Gül Anne... Çok korkunçtu..."
Gülten onun ellerini sımsıkı tuttu ve şefkatle gözlerinin içine bakarak konuştu:
-"Biliyorum kızım, biliyorum...Ama geçti artık sadece kötü bir rüyaydı, geride kaldı.Hadi gözyaşlarını sil de git yüzünü yıka yavrum. "
Hazal burnunu çekerek sordu :
-"Gül Anne, saat kaç?"
Daha altı yavrum. Benim mesai erken başlıyor, biliyorsun. Gidip kahvaltı hazırlayayım dedim ama senin sesini duyunca hemen buraya geldim. Neyse, ben gideyim de hazırlıklara başlayayım. Sen de elini yüzünü yıka, toparlanıp gelirsin.
Hazal yataktan doğruldu. Yüzündeki ıslaklığı kurulayıp lavaboya yöneldi; soğuk suyu avuçlarına doldurup yüzüne çarptığında, rüyanın o sersemletici etkisi biraz olsun hafifledi ama yine de aklından çıkaramadı. Gül Anne'yi üzmek istemediği için içindeki o huzursuzluğu belli etmemeye çalışarak üstünü giyindi. Yurdun yemekhanesine gittiğinde Gül Anne çoktan hazırlıklara başlamıştı.Hazal hiç vakit kaybetmeden onun yanına varıp masalara tabakları yerleştirmeye koyuldu.
Gülten tezgahın başında çalışırken Hazal aklındakileri daha fazla tutamadı:
Gül Anne sana bir şey sorabilir miyim?
Gülten tezgahtan başını kaldırıp şefkatle gülümsedi:
Tabii sor kızım,zaten bir süredir kıvranıp duruyorsun, söyle bakayım.
Hazal yutkundu,gözlerini kaçırarak devam etti:
-"Biliyorum...Rüya geçti gitti ama hala orada, anlam veremiyorum.Rüyada bir kadın ve bir adam var, çok mutlu bir şekilde arabanın içindeyiz. Yüzleri net değil ama birdenbire her yeri sis kaplıyor, bir bulut oluşuyor. Sonra onlar, arkalarına bakmadan yürüyüp gidiyorlar. Ben onlara "gitmeyin" diye bağırsam da gidiyorlar. Neden böyle oluyor. Gül Anne? Anlamıyorum...
Hazal derin bir nefes alıp içindeki asıl yangını dışarı vurdu:
-"Hem ... Neden Annem Babam yok benim? Olsalardı bu rüyayı görmezdim belki...Kimsesiz olmak kadar kötü bir şey yok, Gül Anne.
Bu sözler mutfaktaki havanın bir anda değişmesine neden oldu. Gülten bir an duraksadı; elindeki tabak havada kaldı. O, bu cümlenin gerisindeki bütün o acı gerçeği çok iyi biliyordu. 20 yıl önce, o kazanın ardından henüz dört yaşındaki Hazal hastaneden doğrudan bu yurda gönderilmişti. O gün Zuhal Müdür dedesiyle amcasına haber ulaştırmış, o adamlar da bizzat buraya, müdürün odasına gelmişlerdi. Yüzlerinde bir damla acıma ve hüzün yoktu.
Soğuk ve katı bir dille "Biz bu çocuğa bakamayız, üzerimize kalmasın. Büyüdüğü zaman da bizden asla bahsetmeyeceksiniz, bizim için çoktan ölü sayılır "demişlerdi. O küçücük kızı bir yük gibi görüp sırt çevirmelerinin acısı ve o adamlara duyduğu öfke hala Gülten'in içini yakıyordu. İşte Gül Anne, bütün bu acı gerçeği kalbinde taşıdığı için o an ne diyeceğini bilemedi; içindeki o hem acıma hem de telaş karışımı duyguyla biraz kızgın bir şekilde Hazal'ın omzuna dokundu:
-"Bunları neden düşünüyorsun şimdi kızım? Kahvaltı hazır değil, çocuklar şimdi inecek Zuhal Hanım da görürse bana kızar!"
Hazal başını öne eğdi:
-"Tamam Gül Anne, kızma ne olur...Ben sadece rüyanın etkisinde kalıp bir cevap arıyordum. Senin işine engel olmak niyetim değildi.
-"Kızım ben kızmadım sadece senin üzülmeni istemiyorum
Hazal,Gül Anne'nin yanaklarından öper:
-"Sorun değil Gül Anne benim acil hastaneye gitmem lazım. Sende üzme kendini unuttum gitti, işte gelince konuşuruz.
Hazal hızlıca tezgahtan kendine bir sandviç hazırlayıp eline aldı ve mutfaktan çıktı. Koridora adım attığı anda, yurttaki çocukların özenle hazırlanmış bir şekilde yemekhaneye doğru koşturduğunu gördüm ve gülümsedim.
Tam o sırada merdivenlerden inen Zuhal Müdür,gürültüyle koşan kızları görünce sert ve otoriter bir sesle uyardı:
-"Kızlar, koridorda koşmayın! Yavaş olun! O sesler nedir öyle?
Çocuklar başlarını öne eğerek mahcup bir sesle mırıldandılar:
-"Özür dileriz...Bir daha olmaz.
Zuhal Müdür uyarısını yapıp çocukların uzaklaşmasını izlerken, gözü koridorda yürümeye devam eden Hazal'a kaydı.
Hızlı adımlarla aradaki mesafeyi kapatıp Hazal'ı durdurdu:
-" Nereye böyle Hazal?
-Hastaneye gidiyordum müdürüm...önemli bir şey yoksa, sonra konuşsak olmaz mı?
Zuhal Müdür keskin bakışlarını Hazal'ın üzerinde gezdirdi, ardından başıyla onayladı:
-" Tamam hastaneye git ama oradan döndükten sonra seninle konuşmam gereken bir konu var.
Bizzat, odama gel olur mu?
Hazal hafif bir tedirginlikle başını salladı:
-" Tamam,olur Zuhal müdürüm.
Zuhal Müdür bakışlarını Hazal'dan ayırıp yemekhaneye doğru adımladı. İçeri girer seslendi:
-"Gülten!odama geçiyorum, bana hemen bir kahve getir.
Gülten aceleyle başını sallarken,Zuhal Müdür arkasına bile bakmadan sert adımlarla odasına yöneldi. Hazal ise düşünceli içinde acaba Zuhal Müdür ne söyleyecek diye düşünürken yurdun paslı ama sağlam demir bahçe kapısına doğru adımlarken, kulübeden gelen hafif bir radyo sesi karşıladı onu. Güvenlik kulübesinin camı yavaşça açıldı; beyaz saçları, yüzündeki sevecen çizgileriyle Rıza Amca başını uzattı:
-"Hazal kızım günaydın! Hastaneye mi gidiyorsun?
Hazal hastanenin o ağır temposunun verdiği yorgunlukla hafifçe gülümsedi; adımlarını yavaşlatıp Rıza Amca'ya dönerek yanıt verdi:
-"Günaydın Rıza Amca... Evet hastaneye gidiyorum. Nöbetler, stajlar derken tempo yine çok yoğun.. Şu stajı bir bitirebilsem rahatlayacağım.
Rıza Amca şefkatle başını salladı, ellerini kulübenin camına dayayıp gülümsedi:
-" Hadi bakalım güzel kızım, Allah zihin açıklığı versin. Az kaldı, dişini sık biraz daha. Beyaz önlüğü giydiğinde de unutma bizi buralarda!
Hazal, Rıza Amca'nin bu tatlı sözlerine içtenlikle gülerek başını onayladı:
-"Unutur muyum hiç Rıza Amca, kolay gelsin sana!
Bahçe kapısından çıkıp caddedeki durağa doğru adımlarını hızlandırdı. Gelen otobüse binip kalabalık arasında ayakta sallana sallana hastaneye ulaştı.
Hastaneye varır varmaz kendini o yoğun temponun tam ortasında buldu. Stajyer doktor olmanın verdiği koşturmacayla poliklinikler,nöbetler derken saatler hızla akıp gitti. Hastalarla ilgilenmekten, koşturmaktan ayaklarına kara sular inmişti. Nihayet işleri bittiğinde, üzerindeki beyaz önlüğü çıkarıp hastaneden yorgun ama rahatlamış bir adımla dışarı adım attı.
Hemen çantasından telefonunu çıkarıp Beril'i aradı. Telefon ikinci çaldırıda açıldı. Hazal yorgun ama samimi bir sesle:
-"Beril çiçeğim nasılsın? Neredesin?
Karşıdan Beril'in o kıpır kıpır, Karadeniz rüzgarları estiren neşeli sesi yükseldi:
-" İyiyum Hazal'um bende biraz önce dersten çıktum da! Okulun karşısundaki kafedeyim,buraya gelsene bekliyorum seni!
Hazal hafifçe gülerek:
-" Tamamdır çiçeğim, geliyorum. Birazdan orada olurum.
Hazal hızlı adımlarla okulun karşısındaki kafeye ulaştı. İçeri girip gözleriyle etrafı taradığında, cam kenarındaki masada Beril'in yanında oturan yabancı bir yüz gördü. Masaya yaklaşırken Beril elini sallayarak neşeyle seslendi:
-" Hazal, nihayet gelebildin da!
Hazal yorgun bir tebessümle masaya yaklaşıp sandalyeyi çekti ve derin bir nefes alarak oturdu:
-" Sende bu kadar koşturursan ne demek istediğimi anlarsın çiçeğim...
- " Tamam ... Tamam sustum da! Ha bu arada sizi tanışturayım bu Sıla, biz de bugün yeni tanıştuk ama çok sevdik birbirimuzi! Sıla bu da biraz önce bah
Yorumlar
- Ahmet Kaplan: Neden anne ve babası yok bu hikaye kesinlikle daha derin
- Alperix: gül anne kıymetini bil hazal
- Şeyma Elisa: Çok güzel bir bakış açısı Hazal`ın o yalnız dünyasında Sıla`nın o safça endişesi zaten her şeyi başlatan kıvılcım oldu.Yorumunuz için çok teşekkür ederim.
- Furkan Metehan: sılanın telaşı beni düşündürdü Arkadaşların kaygılandsığında güzel bir dostluk kurabilirsin
- Şeyma Elisa: Aklınızda soru varsa hikaye için sorularınıza açığım
- Şeyma Elisa: Hikayenin ilerisini okuyarak öğreneceksiniz yorumlarınız için teşekkür ederim 😊
- Şeyma Elisa: Evet Hazal`ın destek çıkacak bir arkadaşı var o bu konuda şanslı
- Eda: Yanında her zaman sana destek çıkan biri var
- Şeyma Elisa: @eda_z43 😊
- Eda Zorlu: @ciceklerdiyari düşününce insan üzülüyor
- Şeyma Elisa: Maalesef ailesine olan özlemi olduğundan unutamıyorum
- Eda Zorlu: hazalın yaşadıkları çok üzücü Keşke rüyasını unutabilseydi