BÖLÜM XI.5: GİZLİ SAVAŞ (2034)
Görünmeyen bir savaşta Zümrüdüanka’nın en keskin silahı alev değildi; sessizce beklemeyi bilmekti.
11.5.1. Haber
Ocak 2034, Ankara
Saat sabaha karşı üçtü. Telefonun sesiyle uyandı.
daha telefonu açmadan bir şeylerin ters gittiğini hissetti Nâzım. Bu saatte gelen arama, hiçbir zaman iyi haber getirmezdi.
"Komutanım,"dedi telefondaki ses. İstihbarat Dairesi'nden bir subaydı. Sesi kontrollüydü ama altında bir titreme vardı."Kayınpederiniz Ali Bey... Sabaha karşı evinde... İntihar ettiği söyleniyor."
Nâzım'ın eli telefonda dondu. Bir an nefes alamadı. Ali Bey. Neslihan'ın babası. O sıcak, güler yüzlü, ona ilk kez"oğlum"diyen adam. Olamazdı.
"Nasıl?"diye sordu. Sesi sakindi İçeride ise volkanlar patlıyordu.
"Detaylar net değil komutanım. Olay yeri ekipleri çalışıyor. İlk bulgular... intiharı işaret ediyor. Ama bazı tutarsızlıklar var."
Nâzım'ın gözleri kısıldı; Tutarsızlıklar. Bu kelime, onun için bir alarmdı.
"Kimseye bir şey söylemeyin. Özellikle eşime. Anlaşıldı mı?"
"Anlaşıldı komutanım."
Telefonu kapattı; Bir an öylece durdu, gözleri tavanda. Neslihan yanında uyuyordu, mışıl mışıl. Ona baktı, saçlarını okşadı hafifçe. İçinden bir şey geçti: Bunu duymamalı. En azından, gerçeği öğrenene kadar.
Sessizce kalktı, giyindi, evden çıktı.
---
11.5.2. Olay Yeri
Saat 04:00 — Ali Bey'in Evi, Ankara
Evin önü polis araçlarıyla doluydu. Nâzım, aracından indiğinde, olay yeri amiri hemen yanına koştu.
"Komutanım, sizi beklemiyorduk."
Nâzım, sert bir bakış fırlattı."Olay yeri nerede?"
İçeri girdi. Ali Bey, çalışma odasında, masasının başında, başı öne düşmüş halde bulunmuştu. Bilekleri kesikti, yanında bir jilet duruyordu. Bir intihar notu vardı masada:"Artık dayanamıyorum. Herkesten özür dilerim."
notu inceledi Nâzım. Yazı, Ali Bey'in el yazısına benziyordu ama çok düzgündü. Sanki birisi, onun yazısını kopyalamış gibi. Bileklerdeki kesiklerde... Profesyonel değildi; Çokderin, çok kararlıydı. İntihar edenler genelde tereddüt eder, birkaç kesik denerdi. Burada tek bir kesik vardı, ölümcül, kararlı.
Odayı süzdü. Duvarlarda fotoğraflar, vitrinde anılar, masada okunmamış gazeteler...Her şey normal görünüyordu. Ama bir şey vardı, Nâzım'ın içgüdüleri alarm veriyordu.
Kamera kayıtlarını istedi. Apartmanın girişindeki kamera, gece 01:30'da iki kişinin girdiğini gösteriyordu. Kapüşonlu, yüzleri görünmüyor. 02:45'te çıktılar. Ali Bey'in ölümü,02:15 civarında gerçekleşmişti. Aradaki zaman dilimi... İki kişi, evdene yapmıştı?
"Bu görüntüleri sızdırmayın,"dedi Nâzım, olay yeri amirine."Kimseye göstermeyin. Basına kapalı. Ayrıca, bu olay intihar olarak kaydedilecek. Şimdilik."
Amir, şaşırdı."Ama komutanım, görüntüler..."
"Şimdilik intihar,"dedi Nâzım, sesi kesin."Ben gerçeği bulana kadar."
---
11.5.3. Sabah
Saat 08:00
Eve döndüğünde, Neslihan çoktan uyanmıştı. Onu kapıda karşıladı, yüzünde endişe vardı.
"Neredeydin? Gece yarısı gittin, sabah döndün."
Nâzım, ona sarıldı; Sımsıkı sarıldı. İçinden bir ses, Şimdi değil diyordu.
"Önemli bir operasyon vardı,"dedi."Acil toplantı. Halloldu, merak etme."
inanmadı Neslihan. ama, sormadı. sadece,"Yüzün çok solgun,"dedi."Kahvaltı hazır, gel."
Kahvaltıda, Nâzım tabağına dokunmadı. Neslihan'a bakıyor, onun her hareketini izliyordu. O anlatıyor, gülüyor, çay koyuyordu; Babasının öldüğünden habersizdi.
Telefonu susturmuştu; Tüm aramalar, mesajlar, bildirimler...Kapalıydı. Birkaç saat daha, sadece birkaç saat daha istiyordu. Onun bu mutluluğunu, bu saflığını korumak için.
Ama saat 10:00'da, kapı çaldı.
Fatma Hanım'dı; Kayınvalidesi. Gözleri kıpkırmızıydı, yüzü bembeyazdı. İçeri girdiğinde, Neslihan'ı görünce dayanamadı, ağlamaya başladı.
Neslihan, bir an ne olduğunu anlamadı."Anne? Ne oldu? Neden ağlıyorsun?"
Fatma Hanım, konuşamıyordu. Sadece ağlıyor, titriyordu.
araya girdi Nâzım."Neslihan, otur."
oturdu Neslihan. Gözleri, annesinde, sonra Nâzım'da. İçinde bir şey, kötü bir şey olduğunu söylüyordu.
Nâzım, yanına oturdu, ellerini tuttu."Baban... Bu gece vefat etti."
O an, zaman durdu.
Neslihan'ın yüzü, bir anda bembeyaz oldu. Gözleri büyüdü, dudakları aralandı, sesi çıkmadı. Bir süre öylece kaldı; Sonra, bir çığlık yükseldi. Öyle bir çığlıktı ki, evin duvarları titredi.
"Baba! Baba! Olamaz!"
Nâzım, onu kollarına aldı, sımsıkı sardı. Neslihan, ağlıyor, bağırıyor, debeleniyordu. O, hiç kıpırdamadan, sadece sarıldı. Onun acısını, kendi acısı gibi hissederek.
Günlerce ağladı Neslihan. Günlerce yemek yemedi, su içmedi, uyumadı. Nâzım, hep yanındaydı; Onu hiç yalnız bırakmadı. Bu kezse, içinde, başka bir savaş daha vardı.
Gerçekleri biliyordu. O iki kapüşonluyu, o sahte intihar notunu, o profesyonel kesikleri... Ama anlatamıyordu. Çünkü anlatırsa, Neslihan'ın acısı daha da büyüyecek, nefretle karışacak, belki de onu mahvedecekti.
Sessiz kaldı. Ve sessizce, gerçeğin peşine düştü.
---
11.5.4. Soruşturma
Ocak-Şubat 2034, Ankara
Nâzım, artık iki cephede savaşıyordu. Biri, evde, Neslihan'ın yanında, ona destek olmaya çalıştığı cephe. Diğeri, gizli, karanlık, acımasız bir cephe.
Her fırsatta, istihbarat birimleriyle görüşüyor, delilleri inceliyor, ipuçlarını takip ediyordu. yine de her şeyi gizli tutuyordu. Kimseye güvenmiyordu. sadece en yakın ekibine.
Medya, olayı"intihar"olarak duyurmuştu. Nâzım, özellikle medya yasağı getirilmesini istemişti. Hem soruşturmanın gizliliği için, hem de Neslihan için. Onun bu haberleri duymasını, bu dedikodulara maruz kalmasını istemiyordu.
Ama gerçek, gün yüzüne çıkmamak için direniyordu.
İlk ipucu, bir güvenlik kamerasından geldi. Apartmanın arka sokağında, bir araba tespit edilmişti. Plakası silikti ama şasi numarası okunuyordu. Araç, bir kiralık firmasına aitti. Firmayı aradıklarında, aracı kiralayan kişinin sahte kimlik kullandığı ortaya çıktı. yine de parmak izleri vardı.
Parmak izleri, bir sabıkalıya aitti. Adam, bir organize suç örgütüyle bağlantılıydı. Soruşturma derinleştikçe, örgütün Ali Bey'le bir bağlantısı olup olmadığı araştırıldı. Ve ortaya çıktı ki, Ali Bey, yıllar önce bir arazi anlaşmazlığında bu örgütle karşı karşıya gelmişti. Dava açmış, kazanmıştı. Örgüt, ondan intikam almak için fırsat kolluyordu.
Nâzım, bu bilgiyi alınca, içinde bir volkan patladı. Ama sakin kaldı; Plan yapmalıydı.
11.5.5. Baskın
Mart 2034, Gece Yarısı — Şehir Dışı, Çiftlik Evi
İstihbarat, örgütün liderlerinin bir çiftlik evinde toplanacağını söylüyordu. Nâzım, bizzat operasyonu yönetti.
Timler, sessizce çiftliği kuşattı. Geceyarısı, tam 03:00'te, baskın başladı.
Kapılar kırıldı, pencerelerden girildi. Örgüt üyeleri, şaşkınlık içinde, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Buna rağmen Nâzım'ın timi, profesyoneldi. On beş dakika içinde, herkes etkisiz hale getirildi.
içeri girdi Nâzım. Ortada, iri yarı bir adam oturuyordu, elleri kelepçeliydi. Örgütün lideriydi; Nâzım'ı görünce, sırıttı.
"Komutan, hayırdır? Geceyarısı ne işiniz var burada?"
Nâzım, yanına yürüdü; Bir metre kala durdu.Gözlerinin içine baktı. O bakışta, yılların birikmiş öfkesi, acısı, intikam ateşi vardı.
"Ali Bey'i hatırlıyor musun?"dedi, sesi soğuk, tehlikeli.
Adamın yüzündeki sırıtma kayboldu. Bir an duraksadı, sonra toparlandı."Ali Bey mi? Hangi Ali Bey? Tanımam."
cebinden bir fotoğraf çıkardı Nâzım. Ali Bey'in cansız bedeni; Adamın önüne koydu.
"Bunu sen yaptın. İki adamınla birlikte."
Adam, fotoğrafa baktı. Yüzü değişmedi."Kanıtın var mı komutan?"
Nâzım, elini kaldırdı. Parmak izi raporunu, kamera kayıtlarını, araç kiralama belgelerini bir bir önüne serdi.
Adamın yüzü bembeyaz oldu.
Nâzım, eğildi, kulağına fısıldadı."Ben, bir insanı kaybettim. Ama senden önce, seni kaybedeceğim. Adalet önünde, en ağır cezayı alacaksın. Ve o ceza evinde, her gün,her gece, onun yüzünü göreceksin. Pişmanlıktan kıvranacaksın. Ama nafile. Çünkü o öldü. Ve sen, onun katilisin."
Adam, titremeye başladı. Nâzım, doğruldu, arkasını döndü, çıktı.
Operasyon, başarıyla t