Bir kaç alıntı 📖
İnsan, sınırlarını çizebildiği acılarla başa çıkabiliyor da ucu bucağı olmayan belirsizlikler çürütüyordu en çok işte.
Umut ile umutsuzluk arasında salınan lanet bir sarkaçta sallanıp durdum aylarca. Her sabah 'Belki bugün yazar' umuduyla uyanıp, geceyi 'Seni tanımak istemedi işte' gerçeğiyle kapatmanın ne demek olduğunu kimseye anlatamadım. Gerçi anlatacak kimsem de yoktu ki. Allah'ım, yıllarca yalnız yaşamıştım ben.
İnsan hiç yaşamadığı, sadece ihtimalini sevdiği bir şeye bu kadar üzülür müydü yahu?
Bu çok tuhaftı. Kendi aklımla, kendi mantığımla alay ediyordum ama göğsümün ortasındaki o amansız sızıya söz geçiremiyordum. Ortada yaşanmış köklü bir ilişki olmasa bile benim tek başıma çektiğim düpedüz, kanlı canlı bir aşk acısıydı. Nasıl olabilirdi bu? Henüz tam anlamıyla tanışıklığım bile olmayan bu adamın yokluğu, nasıl olur da varlığına bu kadar alıştığım, bir uzvum kopmuş gibi canımı yakabilirdi?
Yorumlar
- BÎ Hemtâ: acı değil değdi bence🫂
- Asil genç: yıllarca yalnız kalan biri tek kişiye bağlanınca acı değil mi
- BÎ Hemtâ: 🤍
- BÎ Hemtâ: 🫂
- Kaan Duman: UMUTLA GERÇEK ARASINDA KALMAK ZOR GERÇEKTEN
- Efe Şahin: insan beklerken cevaptan çok belirsizlikte yoruluyor
- BÎ Hemtâ: öyle
- Eylül Nadir: Birinin hayatında hiç yer almaması kalbinde yer etmeyeceği anlamına gelmiyor
- BÎ Hemtâ: aylarını değiştirdi ❤️🩹
- Deniz Deveci: Bir mesajın gelmesini beklemek bile insanın bütün gününü değiştirebilir
- Miladim: @bi_hemta elbette
- BÎ Hemtâ: bile