Mevsim ve ölmek
Mevsim ölmeye el verişli değil,
Heybemde ki şiirin son kıtasına gelmedim daha,
Varsın çalsınlar göğümün tüm maviliklerini,
Çıtalarını kırsınlar isterlerse en sevdiğim uçurtmalarımın,
Zaten umursamaz oldular çırpınsada yüreğim gagasında atmacanın,
Son bir telkin ile atıyorum kendimi bu kabustan,
Üzerime dizilen dokuz tahtayı bir bir atıyorum kurtulmak için mapustan,
Son bir soluk ellerimdeki toprağı üflemeye,
Yetermi yetmezmi bilmiyorum yeniden başka bir mevsimde yeşermeye,
Neden konuşmuyor benle gözümü diktiğim tavandaki boşluklar,
Şehrin yağmurları yağmazmı ölmek üzereyken bir akşam,
Düşmezmi çay bardağımın yanına Fatihin delilerinin kanat tüyleri,
Zefanozda yanan ateşlere bakıp uzanmazmıyım bulutlara,
Özgür bırakmazmıydım hapsettikleri yerden yüreğimi alıp,
Sonra yürümek istemezmiydim adıma verilen tüm kararların üzerine kılıç kuşanıp,
00:20 de durdurmazmıydım tüm saatleri,
Zamanı hapsetmezmiydim küçük bir mezarın içine,
Göğsümden uçmazmıydı şiirlerimi taşıyan martılar,
Kız kulesi eteklerini toplamazmıydı kıyısına vurdukça gözyaşım,
Ölünce beni şiirler ülkesine gömün,
Kimse bilmesin olmasın mezar taşım