Mezarları bile yokedilen şehir
Nissalı gregor sakallarını sıvazlıyor hüzünle,
Denizden esen rüzgar şiir tadında okşuyor yüz çizgilerini,
Bir veda çöküyor yüreğinin derinliklerine,
Sonra enkazını görüyor denizi seyre daldığı tüm pencerelerin,
Ve sadece martılar biliyor fatihin Trabzonu fethinden sonra ilk cuma namazını kıldığı camiinin avlusunda gizlice bir mezarın uyuduğunu,
Boztepeden Ali şükrü bey güneşin tazeliğinde buluyor kendini,
Ahi evran dedeye dönüyor yüzünü askerler,
Yavuzun gür sesiyle titriyor köprüler,
Kanuniyle Yahya efendi koşturuyor ortahisarın dar sokaklarında,
Yavuzun veziri İskender paşa karşılıyor kendi adını taşıyan camiiye gelen tüm cenazeleri
Opera binasının önünde bir çocuk iki eli çenesinde hayaller kuruyor,
Denize bakan sokak aralarından mavi bir şiire yollanıyor Trabzon,
kıyısından bir bir koparılıyor evlerin bahçeleri,
sessizce yıkılışını izliyor yüreğinin üzerine çöküp,
Kumsalında yapılan bir çok kalenin üzerinden dalgalar değil kepçeler gelip geçiyor,
ve karpostallarda bırakılıp tüm güzellikler
çalınıyor ruhundan acımasızca,
Mahalle aralarında saklanbaç oynayan çocuklara ne kadar da benziyor tarihi evler,
Şimdi yıkıldıkça etrafında ki koca binalar,
uzatıp elini geçmişin siyah beyaz fotoğraflarından sobeliyor herkesi
Yorumlar
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok güzel derin hüzünlü hocam ya🙂