Keşfet

Sizce?

Merve T...:)

Sığınak bildiğimiz yer, bazen en büyük yaralarımızın kaynağına dönüşür. İnsan en çok en yakınıyla, en çok sevdiğiyle sınanır bu hayatta... Çünkü aile; hem yarayı saran merhem, hem de o yarayı açan ilk neşterdir.

Sizce aile, insanın sırtını yasladığı bir dağ mıdır, yoksa ömür boyu taşımak zorunda kaldığı bir yük mü?

Bu duyguyu, bu sarsıcı imtihanı sayfalarına en iyi taşıyan kitap sizce hangisiydi?...

Yorumlar

  • Merve T...:): Kalpten yazılan şeyler tam olarak buraya dokunuyor işte. Ne yazık ki hepimizin içinde bir yerlere temas eden ortak bir yara bu...❤️‍🩹
  • Merve T...:): Sığınak dediğimiz yer bazen en çok yara aldığımız yer olabiliyor maalesef. Bence aile, ne kadar ağırlaşırsa ağırlaşsın vazgeçilemeyen bir bağ. Bu sarsıcı imtihanı en iyi anlatan kitap ise benim için Tolstoy’un Anna Karenina’sı olmuştu.
  • Merve T...:): Bence aile, hem gölgesinde soluklandığımız bir dağ hem de zaman zaman taşımakta zorlandığımız bir yük. İkisini birden içinde barındırıyor. Kitap olarak da bu duyguyu en derin hissettiren eser bence Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü’ydü.
  • Nisa Fidan: Bir kitapta bunun üzerine daha fazla düşünmek lazım 🌟
  • Ebru YILDIRIM: Sığınak derken hepimizi sorgulattı bu metin
  • Elif Levent: bu yazılanları hissetmemek mümkün değilmiş
  • Merve T...:): Ne güzel bir bakış açısı... Haklısınız, evlat aileye yük olduğunda ne o kalp eve sığıyor ne de çekilen sancı kelimelere. Aslında en büyük imtihan da bu sanırım; ne içindeyken tam sığınabiliyorsun ne de dışındayken bağını koparabiliyorsun. Yorumunuz hakikatin tam merkezine dokunmu
  • Ebru Yıldız: Herkesin kendi kitabı var bu konuda. Ve herkesin kitabı kendine daha sancılıdır aslında. 🌿 Bazen yük olmak ağır gelir bazen de yükü omuzlamak. Yukse aile, şikayet etmek edebe sığmaz. Yukse evlat aileye, kalp o eve sigamaz... Ne maddiyattir konu ne maneviyat, sadece çekilen sancıd